Jack London, bu kitap fikrine 1906 yılında bir dergide bölümler halinde yayımlatarak ulaşıyor. Eser, o dönem için büyük bir beğeni kazanırken; hayvan sevgisi aşılanmış oluyor ve "Beyaz Diş" doğuyor. Romanın konusunda farklı ülkeler ve farklı iklimler hakim.. Jack London'un bu romanında hikaye; Kanada ve Rusya'ya yayılmış ve Amerika'da bitirilmiş. Deneyimli yazar; usta kalemini ve üstün gözlem yeteneğini sergilerken bize de duygulardan bir paket bırakıyor. Kitabın çoğu yerinde o kırma kurda sarılmak ve onu himayemize almak istiyoruz. Kitabın sonunda da bi anda yapılan ters köşe, yüzlerde bir tebessüm oluşturuyor.
Kitabın odak noktasında, bir kurt ve köpekten olma melez Beyaz Diş var. Her ne kadar iki türden bir araya gelse de özellikleri büyük ölçüde bir kurdunki gibi seyrediyor. "Beyaz Diş"te, kitaba da adını veren kurdun yaşam yolculuğuna tanık oluyoruz. Doğuyor, öğreniyor, doğayı tanıyor ve hayatta kalmaya çalışıyor. Pek çok kez bir kurt gibi özgür takılmayı istese de; içindeki köpek geninin uysallığı ve itaatkarlığı ağır basıyor. En çok aradığı şey, insanların üzerinde kurduğu o hükümranlık... Gerçekten çok zeki bir kurt, doğasına zaman zaman karşı gelerek insanlara itaati seçiyor. Bu uğurda güzel başlayan anıları, onu bir sadistin elinde ölümle burun buruna getiriyor. Sonunda duyarlı birinin elinde sevgiyi keşfedince, işler farklı bir hal alıyor. London, aslında Beyaz Diş üzerinden bir yerde insanı ve insanlığın yasalarını da vurguluyor. Ve en büyük açlığımız gerçekten de sevgi Değişik bir yolculuğa çıkacaksınız bu kitapla