Gönderi

Hassas kalpler siz de gelin. Yok öyle midem kaldırmaz demek!
Puan vermedi·372 syf.··
2020 50. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2020 00:11
Normalde incelemeye “yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Dili güzel ve akıcıydı. Beni sıkmadı” benzeri cümleler kurarak başlarım. Bu kitap için böyle şeyler diyemiyorum. Kitap bitti. Birkaç dakikadır ekrana bakıyorum. Aklımdaki düşünce “ulan ben ne okudum şimdi” demekten öteye geçmiyor. Kardeşim harbiden ben ne okudum? Kitap okuma durumuma bir hanım efendi okumak için cesaretim yok. Bitirdikten sonra lütfen yorumlar mısınız demişti. Ben de deneyeceğim demiştim. Şuan deniyorum. Normalde bir kitabı okuduktan sonra araştırmalar yapar, incelemeyi desteklemeye çalışırdım. Şuan neyi araştırıpta anlatayım bilmiyorum. Ensest nedir onu mu anlatayım? Dünyadan örnekler mi sunayım önünüze? Eskiden krallıklarda taht kutsallığı bozulmasın, asil kanda kalsın diye düşünüp ensest evlilikler yapılırmış. Bunu mu anlatayım? Mısır’da da varmış bakın bu. Ya harbiden ben size ne anlatayım? Kızını taciz etmiş babanın “ilki ben olmalıydım” demesini mi anlatayım? Küçücük çocuğun baba sütü istemiyorum demesini mi anlatayım? Kızına taciz etmiş baba hapse düşmesin diye annesinin “aç kalırız” diye düşünüp şikayet ettirmemesini mi anlatayım? Yıllarca kızına taciz etmiş adama ses çıkarmayıp başına kuma gelince boşanıp, karakola gidip kızıma tecavüz etti diyen kadının kıskançlığını mı anlatayım? Çocuğun ifadesini her mercinin tekrar tekrar almasının sonucunda oluşan ruhsal durumu mu anlatayım? Hakimlerin rızası var mı yok mu diye anlamaya çalışıp ona göre ceza vermelerini mi anlatayım? Olay birkaç kere tekrarlanınca hakim daha önce niye şikayet etmedin diyor? Ulan korkmuş olamaz mı? Birkaç kere olunca rızası var mı diyeceksin? Abisinin tecavüzü sonucu evden kaçan kızı bulup öldürüyorlar. Abi önemli çünkü. Ne de olsa erkek o. Kız? Kızın ne önemi var kardeşim? Töreniz, aileniz daha önemli tabi. Harbiden ne anlatayım ben size? Bir kere olmuş diye müthiş hizmetleri olan bir kurumu lekelemek olmaz diyen şuursuz siyasilerin bu ruh hastalarına nasıl örnek olduğunu mu anlatayım? Adam mahkemeye takım elbise giyip gelmiş diye ceza indirimi alıyor onu mu anlatayım? Adam kızına yıllarca her türlü tacizi yapmış, yetmemiş kızından çocuğu olmuş onu da sokağa atmışlar onu mu anlatayım? Taksim meydanına ibreti alem olsun diye asmamız gereken ruh hastalarının rızası vardı deyip 3 5 yılla yırtmalarını mı anlatayım? Bu ülkenin %99’u Müslüman bizde olmaz deyip bu olayların üzerine gitmeyen ciğeri beş para etmez medyayı mi anlatayım? Duyulursa aile şerefimiz lekelenecek, bu kızları kimse almaz diyen yaratıkları mı anlatayım? Öğrencilerden birinin durumunu ilgili kuruma şikayet edecek öğretmenin tayinini ışık hızıyla çıkarttıran, okulumuzun adı kirlenecek diyen müdürü mü anlatayım? Mahkemede Hakim bey, bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz diye ifade veren adamı mı anlatayım? Kitapta buna benzer onlarca olay var. Bu arada erkek çocuklarda istismara uğruyorlar. Onu atlamıyorum. İstatistiksel olarak kız çocukları daha çok istismara uğruyor. Ataerkil düzen yüzünden böyle. Bunlar hep cahillikten yaaaa diyen, eğitim durumları iyi olan, sözüm ona üniversite bitirmiş, kırsal kesimdekilere, köylere üsten bakan bir güruh var. Kırsal kesimde daha kolay patlak vermesinin, duyulmasının sebebi sence eğitim mi kardeş? Değil. Okumuş yaratıklar işi kılıfına uydurmasını biliyorlar da o yüzden duyulmuyor. Tabi halka cahilll yaa demek daha kolay. Bu olayın çözümü öyle kolay da değil. Hep caydırıcı cezalar verseler yeter diyorlar. Yetmez. Sen 10 bin yılda ceza versen kadının “kocam giderse aç kalırız” diye düşünmesinin önüne geçemezsin. Kadının ekonomik, insanı olarak birey olmasına izin vermezsen 100 bin yılda ceza versen bir halt olmaz. Çocuklarına ver tableti, ver bilgisayarı nasılsa büyür dersen, kendini ifade etmesini, arkadaşlarına saygılı olmasını, karşı cinse saygısızlık etmemesi gerektiğini öğretmezsen bir arpa boyu yol ilerleyemezsin. Çocuklara iyi dokunuş, kötü dokunuş nedir diye anlatmazsan olmaz. Erkeği ataerkil olarak yetiştirip, kızı baskılarsan yine olmaz. Toplum öfkeli. İnsanlar mutlu değil. Aile kavramı perişan olmuş. Saraylarınızdan, lüks koltuklarınızdan inip halkın arasına karışmadığınız için fark etmiyorsunuz. Bana ne kardeşim senin suni darbe muhabbetinden? Bana ne senin twitter hesaplarının kapanmasından? Benim karnımı doyur. Benim insanıma düzgün davran. Benim insanıma birey olmasını öğret. Benim insanıma sevgi aşıla. 5 para etmez siyasetinizden de düzeninizden de bıktık. Halk suçsuz mu? Halk dibine kadar suçlu. Korkudan sindik. Çoğunluk kafasını kuma gömmüş. Ne olacak halimiz bilmiyorum. Sinirden doğru dürüst çözüm önerisi sunamıyorum. Şuan yazarı düşünüyorum. Ben okurken kanım dondu, ne okuyorum lan böyle dedim. Yazar araştırmalar yaparken, dinlerken neler yaşamıştır acaba? Günlerce uyuyamamış, çevresindeki herkese şüphe ile yaklaşmaya başlamıştır. Herhalde bu kitabı yazarken düzenli olarak psikolojik destek almıştır. Çünkü kitabı yazarken mağdurlarla, gardiyanlarla, öğretmenlerle, hukukçularla bir ton insanla konuşmuş. Yazarın heykelini dikseler yine az kalır. Ben olsam tüm milli eğitim kadrolarına, bürokratlara, barolar birliğine, polislere, jandarmalara bu tacizlerin önüne geçecek ne kadar sorumlu varsa bu kitabı okuturum. Bu kitabı okuyun, okutturun. Okumaya yüreğim yetmez, midem kaldırmaz demeyin. Etrafınızda bunlar oluyor olabilir, fark etmemiş olabilirsiniz. Daha çok insanın başına gelmesin diye, bilinçlenmek adına okuyun. Yazarın kitap konusundaki tedx konuşmasını link olarak bırakıyorum. İzlediğinizde durumun ne kadar ciddi olduğunu anlayacaksınız. youtube.com/watch?v=yK7PsjT... Bir kere daha düzeninizin de Allah belasını versin diyor ve incelemeyi bitiriyorum.
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
··2 alıntı·
1.359 Gösterim
15 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel bir inceleme olmuş. Söylenmesi gereken ama söylenmeyen ne varsa yazmışsınız. Ellerinize sağlık....
Bilal Günaydın
Gönderi Sahibi
Daha söylenecek çok şey varda işte olmayan hukuk gelir bizi vurur. Anca bu kadar.
Bu bir gerçek maalesef. Kız çocuklarına susmayı ve ağlamayı yaftalayan erkek çocuğuna bağırmayı ve dağıtmayı yakıştıran bir toplumun bu yaşananlardan vazgeçmesi biraz zor gibi görünüyor. Bunlar dile getirilmiş yazılmış bir de ben bu satırları yazarken en yakını tarafından tacize uğrayan güvendiği sırtını dayadığı babam dediği kişi tarafından zorla ilişkiye giren kişiler var ve olmaya da devam ediyor. Yıllar önce babam öldüğünde ağlamadım isimli bir kitapta görmüştüm aynı bu yaşanan sahneyi...
Bilal Günaydın
Gönderi Sahibi
Maalesef öyle. Yazarın sadece ulaşabildikleri bunlar. Bir de hiç gün yüzüne çıkmamış olanlar var. Çözüm üretme noktasında bir çok kurum, sivil toplum örgütü beraber çalışmak zorunda. Umarım bu kanayan yara çözüme kavuşur
Bilal Günaydın
Gönderi Sahibi
Son defa paylaştım. Zihniniz de iyice yer edinsin istiyorum. Beğenmeniz umrumda değil. Kim kitap önerisi isterse ilk başta bu kitabı yazacağım. Ne kadar okunursa o kadar bilinçleniriz. Toplum olarak bununla yüzleşmeliyiz.
Kitabın çıktığı ve kapağında adını okuduğum anda bir sürü haber üşüşmüştü aklıma. Hepsine bela okudum. Kitabı ne yazık ki okuma cesareti bulamadım şimdiye kadar ama dediğiniz çok doğru, etrafımda, çalıştığım, yaşadığım yerde böyle bir kabus yaşanıyorsa gözümü daha da açıp farketmek için, bu belanın daha fazla insanın başına musallat olmaması için kitabı okuyacağım.
Bilal Günaydın
Gönderi Sahibi
Aynen öyle. İnsanlar midem bulanır, kaldırmaz diyor. Ne yapalım kardeşim? Sırtımızı mı dönelim?
Ben ismini vermek istemedigim markette çalışırken yıllar önce orada 10 yaşındaki kız çocuğuna elle taciz yapan birini gördüm hemen yakasından tutup önce iki tokat attım sonra polise teslim ettim ayrıca şahit de oldum mahkemeye tanık olarak çıktım o olayı yaşadıktan sonra 3 gün kendime gelemedim ahlaken aklım almıyor çünkü bundan dolayı gerçekten yüreğim kaldırmıyor kanım dondu daha kitabı okumadan anlatılanlara bakarak Allahım sana sığınıyorum 😟😡😤😱 Rabbim sen sonumuzu hayreyle
Reklam
Kaleminize ve parçalanmış yüreğinize sağlık. Çok hayati öneme sahip bir konu hakkında inceleme yazmışsınız. Ne zaman bu mevzu konusulsa, yazılsa, okunsa vs. en yüksek dozda tepkimizi veriyor ama bu tepkisel düşüncemizi ilerleyen günlerde, haftalarda, aylarda aksiyona çeviremiyor, toplumun kanayan yaralarından olan bu meşum konunun çözümü adına irade ortaya koyamıyor ve birçok önceliğimizin arkasına atabiliyoruz. Hele ki bu uğursuz hadiseler, kendimize yakın gördüğümüz bireleri tarafından irtikap ediliyorsa... Böyle alçaklığın üstünün örtülmesine sebep, hangi düşünce olabilir ki anlayamıyorum. Hem maddi hem de hukuki çaresizliklere sebebiyet verilmeden çözümün etraflıca ortaya konması ve bunda ısrarcı olunması gerekmektedir. İnceleme ve yorumlarınızdaki siyasi göndermelerin yoğunluğu farkediliyor. Çözümün ilk kaynağı orası mı tartışılır. Mağdurların yaşadıkları/yaşayacakları travmalarının bir ömür süreceğini düşünmek bile meselenin ciddiyetinin farkına varmaya yetecektir.
Bilal Günaydın
Gönderi Sahibi
Teşekkürler. İyi günler