10/10
·147 syf.··
2020 26. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2020 12:04
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." demiş Hz. Ali. Peki ya cehaleti yenmek için köy köy gezip eşeklerle oralara kitap taşıyan, uyuyan bir milleti uyandırmaya çalışan Mustafa Güzelgöz'ün bu mücadelesi karşılığında onun için ne yapmalıyız? Ne yapmalıydık? İlk defa bir kitabın incelemesini yapmak için çok hevesli ve istekliyim. Fakir Baykurt biz kitapseverler için muhteşem bir gerçek hayat hikayesi sunmuş. Mustafa Güzelgöz değil güzel yürek denilmişti onu anlatan belgeselde. Gerçekten de onun o zamanın şartlarında cehaleti yenmek adına yaptığı bu vefalı çalışmayı ayakta alkışlıyorum. Kitabı okurken Mustafa Güzelgöz'ün azmine inancına hayran kaldım. Hikayesini anlatırken kendini ifade edişine, verdiği örneklere, yaptığı benzetmelere, durum tespitlerine şapkamı çıkardım. Mütevazı oluşu beni ayrıca etkiledi. Kitabı olmayan bir memlekete kütüphane yapmak çölde su bulmaya benzer diyor . Geri kalmış toplumları tek başına eğitmeye çalışması ilk başlarda takdir edilse de sonrasında hak etmediği muameleyle karşılaşıyor. Meyve veren ağaç taşlanır atasözünü söyleyenler belki de ona yönelik söylemişlerdir. Beni çok üzen işinden olduktan sonra birilerinin çıkıp buna engel olacağına dair yaşadığı hayal kırıklığıydı. O an gözünden düşen o gözyaşlarını silmek istedim. Zaten nerde karanlığa ışık yakmak isteyen olsa ilk önce onun ışığını söndürürler. Köy Enstitülerinin kapatılışını ayrıca ele almak istiyorum. Bence gelmiş geçmiş en kötü siyasi hareket Köy Enstitülerinin kapatılmasıydı. Hasan Ali Yücel'in büyük bir umutla açtığı kurum maalesef siyasi partilerin aracı olup kapatılması geleceği karanlığa sürükledi. Ordan yetişen her yazarın eseri buram buram Anadolu buram buram toprak kokuyorken kendilerince haklı gördükleri sebepler yüzünden onları kapattılar. Ama onları kapatarak halk ile tepe arasına uçurum soktular. Ahh o Köy Enstitüleri. Mustafa Güzelgöz, insanların günümüzde kitabı sosyal medyada paylaşmak , sözde kültürlü gözükmek için bir obje olarak kullandığını görseydi yine gözyaşlarını tutamazdı eminim. İnsanlarının okumadığı, salt bilgilerle hayatını sürdürdüğü, sorgulamadan inandığı bir toplumu elbette ki kitaplar aydınlatır. Fakat okumayan bu insanların kafasına kitapları enjekte edemeyiz. Burda aklıma Leyla İle Mecnun dizisinin bir repliği geldi: "İnsanların girip çıkmadığı bir yer lazım bana." "Kütüphaneye gidelim o zaman. " Kesinlikle bu kitapla tanışmalısınız. İyi okumalar.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
·
6 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.