Puan vermedi·312 syf.··
2020 25. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2020 21:18
Tarık Tufan’ın bir kitabında adını görüp merak ettiğim için 2018’de alıp ancak henüz bitirdiğim, orijinal ismi Survivor olan, Dövüş Kulübü (Fight Club)’un yazarı Chuck Palahniuk’un ikinci kitabı. Kitabın başından sonuna kadar popüler kültüre yoğun bir eleştiri ve alaya alma var. Hayatımıza medya yön veriyor, haberlerde “iyi” olarak lanse edilen kişi bizim için de “iyi”, tersine “suçlu/kötü” ilan edilen birisi de artık ağzıyla kuş tutsa yaranamaz. Normalde konuşmasının başından sonuna kadar dinlediğinizde hak vereceğiniz birisinin konuşmasındaki sadece 1-2 dk.’lık kısmını kesip toplumun önüne attığınızda -o kişiyi sevenler de dahil- artık susturulması gereken bir birey haline geliveriyor. Adına “kitap” denmeyecek yapıtlar, “en çok satanlar listesi”ne alınıyor alakası olmadığı halde. Toplum, çok satıyorsa iyi kitaptır inancıyla hurra deli gibi o kitaptan almaya başlıyor. İnstagram stroylerinde, Whatsapp durumlarında kahve eşliğinde paylaşılıyor, metrolarda herkesin elinde o kitap. Ve sonrasında gerçekten de çok satanlara giriyor bu sefer. 3-5 yıl sonra o kitabın esamesi okunmuyor ama cepler doluyor bir kere. Sonrasında gelsin “Vav Gibi Koşmak 2, 3, 4…” Giyeceklerimiz, yiyeceklerimiz, görünümümüz başkaları tarafından belirleniyor. Bizim keyfimize, zevkimize, kültürümüze, hassasiyetimize göre yapılmıyor üretim. Bir mağazaya girdiğimizde onlar bize ne sunuyorsa, neyi “moda”, “trend” olarak gösteriyorsa herkesin üzerinde o sene hangi kıyafet varsa onu almak giymek zorundasın. Yoksa dışlanırsın. Rüküş denir adına, zevksiz diye bilinirsin toplumda. Çünkü onların istediği gibi biri değilsin sen. Bir kıyafet beğenirken kendi istediğimizi değil insanların bizim üzerimizde görmek istedi kıyafeti alırız. Toplumda kimse kendisi gibi davranamıyor, popüler kültürün adetlerine muhalif davranırsan dışlanıyorsun. “Benim hayatım”, “benim keyfim”, “benim zevklerim” diye diye bireycilik akımına kapıldık gidiyoruz. Birlik olmak ve birlikte hareket etmek, cemaat olmak, istişare ve şura mekanizmasını işletmek, kolektif şuur yadırganır duruma geldi. Haşa herkes kendini tanrı gibi görmüyor mu şöyle etrafımıza baktığımızda. Kitapta rahatsız edici unsurlar da çok. Katılmadığım mesajlar da var keza. Din ve Tanrı algısına getirilen eleştiriler çok dinli Amerikan kültürü göz önünde bulundurularak okunmalı. Kitap zaten çok karamsar ve kasvetli bir havada ilerliyor. Velhasıl modern toplum, popüler kültür eleştirisi ayrıca reklamcılığa çemkirme yanında ev ekonomisiyle ilgili pratik bilgiler de mevcut. Kitabı farklı kılan bir ilginç özelliği de sayfa ve bölüm sayılarının geriye doğru gitmesi. "İnsanlar hayatlarının kurtulmasını istemiyorlar. Hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. Dramlarının. Önemsiz meselelerinin. hikayelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. Çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar. Büyük ve korkunç bir bilinmeyen." "Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin." "Hepimiz aynı televizyon programlarını izliyoruz, diyor dudak. Radyoda aynı şeyleri duyuyoruz, birbirimize aynı şeyleri söylüyoruz. Hayatın hiç sürprizi kalmadı. Hep aynı şeyler olup duruyor. Tekrarlar. Çok yakında aynı anda aynı şeyleri düşünmeye başlayacağız. M-Mükemmel bir uyum içinde olacağız. Senkronize. Birleşmiş. eşit. Kati. Karıncalar gibi. Böcekler gibi. Koyunlar gibi."
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.