Evet, şimdi gelelim herkesin çok sevdiği ve çok övdüğü Ben Kirke kitabına.
Fantastik türü hiç ilgi alanım olmamasına rağmen Yunan tarihi ve mitolojisi her zaman dikkatimi çekmiştir.
Efes’i, Asos’u, Truva’yı gezip, filmlerini izleyip araştırmama rağmen mitoloji ile ilgili çok fazla bilgiye sahip olmadığım kanısına vardım. Çünkü roman Yunan mitolojik kahramanlarıyla dolup taşıyor-Titanlar, Olimposlular, Troyalılar, ölümlüler, canavarlar ve s. Yazar Zeus, Helios, Prometheus, Hermès, Athena, Odysseus gibi karakterlerin binlerce yıldır anlatılagelen hikayesini farklı bir bakış açısından aktarıyor.
Eğer mitolojiyle, Yunan tanrılarıyla ilgili bilgiye sahip değilseniz kitabın son sayfalarındaki mitolojik sözlüğü inceleyerek başlayın okumaya. Ben başlangıçta ve ortalarda ara ara bakarak, bazen de internette araştırarak devam ettim.
Güneş tanrısı Helios‘un kızı Kirke daha doğumundan itibaren ailesi ve diğer tanrılar tarafından hor görülen, yaptığı bir davranış sonrası hemen gözden çıkarılıp Aiaie adasına sürgün edilen ve orada kendi yeteneklerini keşfedip geliştiren cadı tanrıça. Senden daha çok şey beklerdim açıkçası.
Goodreads okurlarına göre 2018’in en iyi fantastik romanı olarak seçilmiştir. Son zamanların popüler kitabı diyebiliriz. Bütün bunları dikkate alarak kitabı merakla okumaya başlasam da sonlara doğru durgunlaştı ve beklentimi tam olarak karşılamadı. İsmi “Ben Kirke” olan bir kitaptan daha azimli bir “Ben”, daha heyecanlı ve hareketli olaylar ve tutkulu bir aşk beklemiştim açıkçası. Ya da ben beklentimi yüksek tutmuş olabilirim. Siz yine de okuyun.
“ Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım diye düşündüm. Bunun üzerine denizin derinliklerinde ki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.”
“ Gençken, dünyadaki bütün duyguları ilk hissedenin biz olduğumuzu zannederiz.”
“ Bir yaşam diğerinden daha mı kıymetli? Hiç öyle düşünmemiştim.”
“ Ne yaparsan yap, aşırı mutlu olma. O zaman başından aşağı ateşler yağar.”