·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Haziran 2020 01:11 Önce bir konuda anlaşalım. Kitap, antropolojik olarak cinselliğin geçirdiği evrimi değil, aile yapısını anlatıyor. Ilkel ailelerdeki yapılanma, bugün olduğu gibi cinsel ilişkilerle son derece iç içe durumda. Nasıl ki biz bugün, bireysel ihtiyaçlarımızdan sıyrılıp aile kurmaya çalışıyor ve bunun için düğünden başlayıp ev araba taksitleri derken çocukların okullarına ve en sonunda da kefen parasına kadar ailemizi düşünerek yasıyorsak, o dönemde de aile ilişkilerinde etkili olan cinsel davranışlar kitapta ele alınıyor.
Ilkel halkların cinsel davranışlarıyla başlayan kitapta; yeryüzünün çeşitli bölgelerinde yaşayan kavimlerin, ırkların vd ne şekilde cinsel yaşantıları ve aile biçimleri olduğu anlatılıyor.
Ikinci bölümde andık dönemdeki erostan bahsedilirken, Girit uygarlığı'ndaki kadınların konumlarının müstesna yerleri incelenirken, Yunan kültürünün hakimiyeti ile bu durumun kadının aleyhine doğru gitmeye başladığı yazılıyor.
Erkek genelevleri, tapınak fahişeliği gibi kulağa tuhaf gelen kavramlara da yer verilen kitapta 12-15 yy larda benimsenen Romanesk Aşk kavramını Russel'den okuyoruz.
Son bölümlerde ise, ılkel ailelerinin değişik varoluşları ile anaerkil aile yapıları dile getiriliyor.
Anaerkil aile yapısından ne oldu da ataerkil aile yapısına geçildiği sorusuna cevap arayan Willy, bu konuda bir-çok yerde duyduğumuz yorumu yineliyor;
Avcılık ve Toplayıcılık dönemlerinde av ile uğraşan erkekler, zamanla silah yapmayı öğreniyor ve bu şekilde güç kazanarak toplumsal dengeleri değiştiriyor. Bu uzun soluklu bir geçiş döneminin ardından gittikçe gerileyen anaerkil yapılarındaki yaşamların da bahsedildiği kitap, keşke daha uzun olsaydı diye iç geçiriyorum.