Puan vermedi·202 syf.··Beğendi
· Oğuz Atay ile tanıştığım kitap diye söze başlayalım. Oğuz Atay okumaya doğru tercih ile başladığımı düşünüyorum. Tutunamayanlar korksun artık benden.
İçinde birbirinden güzel sekiz öykü yer alıyor. Biraz "Yeraltından Notlar" tadı aldım. Biraz da "Çavdar Tarlasında Çocuklar..." Anlatımını, kelimelere hakimiyetini, derinliğini, karakterlerin paranoyaklığını, gamsızlığını, tembelliğin, suskunluğunu, pesimistliğini bile çok sevdim. Kolay okunan bir kitap değil, belki birazcık zor ilerliyor ancak dolu dolu ilerliyor. Hayatıma hoşgeldin Oğuz Atay ben buradayım... Diğer eserlerini de okumak için sabırsızlanıyorum.
Hikayelere gelince...
Beyaz Mantolu Adam: Sıradışı bir öykü... Karakter sessiz bir dilencidir. Bir gün beyaz bir manto alır kendine...
Unutulan: Tavan arasında unutulan ama hatıraları asla unutulmayan sevgili... "Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim? "
Korkuyu Beklerken: İşte Yeraltından Notlar tadı aldığım öykü. Yalnızlığı, paranoyayı, pesimistliği, korkuyu çok başarılı aktarmış okuyucuya. Bir gün yolunu şaşıran yabancı dilde bir mektup gelir... "UBOR-METENGA."
Bir Mektup: Bir çalışanın üst'üne yazdığı gönderilmeyen bir mektup iyi ki göndermemiş... :)
Ne Evet Ne Hayır: Bir mahkumun gazetede Gönül potasına gönderdiği bir mektup... Aşık olduğu kız "Ne evet ne hayır" demiştir.
Ah bu aşk...
Tahta At: Truva atının nasıl yapılması gerektiği üzerine karakter baya kafa yormuş...
Babama Mektup: Bu ülke çocuklarının çoğunun babasına yazacağı bir kaç kelamı mutlaka vardır. Neden iletişim noktasında bu kadar zayıfız ki biz?
Demir Yolu hikayecileri: Gerçek olsa ne kadar güzel olur diye düşünmeden edemedim. Bir Garda yaşayan ve yolculara yazdıkları hikayeleri satmaya çalışan üç hikayecinin yaşadıkları...
Bütün hikayeler ayrı ayrı güzeldi. En çok hangisi diye sorulsa seçim yapamam.
Kitapla kalın efenim :)