Beyaz Gemi, 7-8 yaşlarındaki bir çocuk ve dedesi üzerinden; bir milletin inanışlarını ve bunun yansıması olan yaşayışını gerçekçi bir biçimde gözler önüne seriyor. Yazarın kurguyu destan, efsane ve masallarla süslemesi hikayeyi güçlendiriyor.
Dağ yamacında yaşayan ve birbirinden kopuk bir aileyi ve bu ailenin çalkantılı yaşamlarını bir çocuğun gözünden anlatması, üstelik içinde pek çok travmatik ögeyi barındırmasi bence bu hikayeyi etkileyici kılıyor. Hayalleri hiç bitmeyen, anne ve babasından uzak yaşayıp dedesine sarılan ve ona tüm kalbiyle bağlı olan bu çocuk, her türlü zorluğun altından yalnızca dedesinin desteği ile kalkabileceğine inanıyor. Peki hikayenin gidişatı onu haklı çıkaracak mı?
Pek çok çarpık ilişkinin barındığı bu ailem en sonunda gerçek bir huzura kavuşabilecek mi?
İçindeki travmatik ögelerden dolayı çocuklar için pek uygun olduğunu düşünmediğim Beyaz Gemi, saflığın, bozulmamışlığın, hayatın acı ve çıplak gerçeğinin şahidi olmak isteyen herkese önerimdir.