·464 syf.····Okunma: 20 Haziran 2020 12:30 İki Şehrin Hikâyesi...
Londra ve Paris şehirlerinde geçen olaylar hatta hayatlar silsilesi...
Halkın ezildiği, yok sayıldığı hatta hayvanlardan daha aşağı görüldüğü bir düzen.
Soyluların yaptıkları eziyetler halkın sırtında acımasız bir yük gibi. Hayatlarını yoksulluk içinde yaşamaya bırakılan ve orada unutulan bu halk, her şeyi çaresizce kabullenmişler.
Onlardan hep itaat etmesi beklenmiş, duygularının hatta dualarının dahi olması istenmemiş. Bunun bir sonu yok mu?
Derken, halk dökülür adaletin uğramadığı sokaklara. Bu devrime sevinmemiz gerekirken kalplerinde adalet yerine intikam kuşanan halk, suçlu suçsuz herkesi çıkardıkları korkunç yasalarla infaz ederler. İnsanların mahvetmediği bir şey gösterin bana.
Öte yandan ailesinin yüzünden zaten adından ve yurdundan vazgeçen, ağır bedeller ödeyen Mr. Darnay, bu sefer de infazla yüz yüze gelir.
Peki buradaki soru: Ailesinin işlediği günahları çocuğun çekmesi mi daha bayağı yoksa bunu cumhuriyet ve vatan sevgisi adı altında yapmak mı?
Yazarın romana, "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku." diye başlaması koca romanın özeti gibi aslında.
Mr. Lorry her zamanki o efendiliği, Dr. Manette damadını kurtarmaya çalışırken hapishanede kaybettiği yılların işe yaradığını görerek aslında geçmişte yaşadığı o buhranları şu anki yaşadığı gururla bastırmaya çalışması, Mrs. Poss bile sessiz durup romanda son anda İngiliz hanımefendiliğini göstermesi çok güzeldi.
Lakin beni romanda en etkileyen kişi tabii ki Mr. Carton. Kendiyle olan kavgası kendine olan kayıtsızlığı güzeller güzeli Lucie ile bile azalmadı. Dünyadan umudunu hatta kendinden umudunu kesen fakat yine de içten içe insanlar tarafından fark edilmek isteyen, birilerinin kalbinde yaşamak isteyen biri. Romanın en başında bile onun bu hikayeden sessizce gideceğini düşünmedim. Çünkü böyle insanlar kendilerini feda edecek bir şey yapmadan gitmezler bu dünyadan. Romanın sonunda sevgisinin büyüklüğünü görüyoruz. Hiç şüphesiz insanın en büyük savaşı kendisiyle olan savaşıdır. Bana göre romanda iki devrim var. Biri Fransız Devrimi biri de Mr. Carton Devrimi. İnsanın kendi içindeki putları yıkması, insanların bir otoriteyi yıkmasından daha kolay ve daha az şerefli değildir.