Siz de dinleyin, küçük adamlar, "büyük" olduğunu sananlar, bu düzenin bir parçası olanlar! Wilhelm Reich'in sesine kulak verin...
Biraz geçmişe gidelim, 20. Yüzyılın ilk zamanları. Devrimler yapılmış, din baskısı ortadan kalkmış. Avrupa en refah günlerini yaşamaya hazırlanıyor. Artık huzur bizim elimizde deniliyor, dünya barışı slagonları atılıyor, peki ya sonuç? Birbirini takip eden savaşlar silsilesi. Bunun sonucunda toplum "büyük" adamlar ve küçük adamlar olarak nitelendirdiğimiz kişilerden oluşmaya başlıyor.
Kim bu küçük adam, kime hitap ediyor Wilhelm Reich?
Yazar bu tanımı kendisi yapıyor.
"Gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: Büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı; ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: Düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. Kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. Demek ki, büyük adam, ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. Küçük adam, küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar." (s, 17.)
Toplumu kaba olarak ikiye ayırabiliriz:
Yönetenler ve yönetilenler. Kitap yönetmekten yoksun, yönetilen herkese hitap ediyor. Toplum düzeninin farkında olmayan, etrafa sadece kendi doğruları ile bakmayı seçen, idrake giydirilen '-izm' gömleklerini giymeyi reddederken aynı zamanda bu duruma adapte olan herkese.
"Kişisel gelişim olarak" nitelendireceğimiz birçok kitapta durum aynıdır:
"Sen bu kozmosun bir parçası, dünyanın en güzel varlığısın. Biriciksin, istedikten sonra her şeyi yaparsın. Yapmanı engelleyen tek şey kendinsin." minvalinde cümleler kurulur ve yüzlerce sayfada sana sadece bundan bahseder. Tabi bu tezatlığın farkına varan bazı kişisel gelişim direktifleri "yapman için çabalaman gerekir, yaşadığın düzen ve toplum önemlidir ve en önemlisi 'coğrafya kaderdir.' demeye getirir sözü. Ama bu kitap sana bu şekilde hitap etmeyi reddediyor. Yapacağın şeyler için moral ve motivasyon vermek yerine sana gerçekleri gösteriyor ve ancak bunları görebilirsen yapabilirsin demek istiyor. Kitabı daha iyi anlayabilmek için yazardan ve etkilendiği düşüncelerden de bahsetmemiz gerekiyor sanırım.
Wilhelm Reich, dünya savaşlarına şahit olmuş bir entelektüel, psikiyatrist hekim. Aynı zamanda Sigmund Freud'un da öğrencisi. Sigmund Freud, insanlar üzerinde yaptığı araştırmada kişilerin içinde kontrol edemediği irrasyonel bir gücün bulunduğu ve bunun tamamen kontrol altına alınması gerektiğini savunuyordu. Öğrencisi Wilhelm Reich ise tam tersi bir düşünceye sahipti. İnsanın bu gücünün serbest olmasını, toplum tarafından kontrol altına alınmaması gerektiğini savunuyordu. Düşüncelerinin mutlak bedelini çekmiş olan yazar Nazi Almanya'sında yaşamış ve özellikle cinsellik konusunda yazdığı yazıları büyük tepki uyandırmıştı. 1930'lu yıllarda ve Katolik din baskısının hala varlığının hissedildiği zamanlarda takdir edersiniz ki ruh ve cinsellik konusu büyük bir tabudur. Bu yüzden kitapları yakıldı ve kendisi hapse mahkum edildi, çok geçmeden vefat ettiği öğrenildi. Kitap, bu eleştirilere ve düzene yanıt niteliğinde herhangi bir beklenti içine girilmeden yazılmış. Siyasi eleştiriler kitabın içeriğini oluştursa da eserin aslında siyaset üstü bir niteliğe sahip olduğu oldukça açık. Yazar kendisinin savunduğu düşünceyi bile eleştirme özveriliğini gösteriyor, kitap birçok ideolojiye ağır eleştiriler içeriyor ve sana şöyle hitap ediyor:
"Evet, savunduğun bir düşünce var, olacak ve olmalı da. Ama senin o düşünceyi savunman onu tamamen haklı yapmaz. Düşün ve sorgula. Toplum düzenine bak ve yanlış giden bir şeylerin olduğunun farkına var. Yoksa "büyük" adamlar tarafından yönetilen küçük adam olmaya mahkum olacaksın..."
Kitap dostlara emir, diğerlerine tavsiye niteliğinde. Okuyunuz, okutunuz ve üzerinde düşününüz efendim.