Gönderi

10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2020 65. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 18:36
SON BAKIŞ Irmak Zileli'nin 2020 Duygu Asena roman ödülünü aldığı Son Bakış romanı, bir insanın ölüme giderken ki 2-3 dakikasını anlatıyor. Tina isimli Gürcistanlı, bakıcı bir kadının ölümün eşiğindeyken hem Gürcü dilinde deda dediğini annesine yakarışı hem de dünyayla hesaplaşmasının muazzam bir üslupla anlatıldığı kadın öyküsü... Başka bir ülkede yaşamak ve çalışmak zorunda olan, isimlerini bilemediğimiz bir kadından yola çıkarak anlattığı için Duygu Asena Roman Ödülüne layık görülmüş ve bu ödülü almayı sonuna kadar hak etmiş bir eseri okumak için listelerinize eklemelisiniz. Sevdiği adam Kaveh'in siyasi geçmişinden dolayı kaçmak için yola koyulurken Tina'nın onunla gitmesi, çok sevdiği dedası dediği annesi Nana ve bebia dediği ninesi İlona'sı onunla ilişkisini bitirir. Kaveh'i bir sınırda bırakmak zorunda kalan Tina ise Türkiye'ye geldiğinde ne kimliği vardır ne de çalışma ruhsatı. Bir kaza sonucu çatıdan düşer ve yerde yaralı biçimde ambulans gelsin diye beklenirken Tina'nın ağzından düşüncelerini iç hesaplaşmasını okuruz. Bazı yerler çok çok etkili. Eserde o kadar çok yaramızı kaşımış ki yazarımız, bunu da usul usul vicdanımızı kanırtarak yapıyor ustalıkla. Mesela eserin bir kısımda bindiği metroda müzik yapan 9 yaşında, Türkçe bilmeyen ve emeğini satarak hayatta kalmaya çalışan çocuğun dramı:( "...bu ülkeye sırtımıza kambur oldunuz, kes şu müziğin sesini de sabah sabah kafamızı şişirdiğin yetmemiş gibi..." Türkçe anlamadığı için adamın bağırtısından ürken ama müziğini çalmaya devam eden zavallı çocuk.... Ve bunun gibi bir sürü yara... Eserdeki diğer güzellik, işlenen merhamet duygusu. Sevgili Tina'nın baktığı yaşlı kadın Nezahat'a sevgisi, kendisini Nezahat'in dedası hissetmesi, ağzından kötü söz çıkacak gibi veya bağıracak gibi olunca kendini tutması ona sevgisi muhteşem anlatılmış. Tina'nın ölümün doğrusuna ilişkin dedikleri insanı bir kez daha hayat üzerine düşündürür:"... Ölümün doğrusu mu olur diyeceksin belki deda, insan yatağında, döşeğinde, yanında sevdikleri elini tutarken, dokunmaya korkmazlarken, aksine saçını başını okşayıp gözünün nurundan öperken veda etmeli, son sözünü diyebilmeli, bazı şeyleri planlayabilmeli... "s. 92 Başka ülkelerde bilinmeyen kadınların temsilcisi Tina, bir tek ölürken görüldüğü için üzülüyor, bedeni bu dünyayı terk ederken farkediliyor diğer insanlar tarafından, kimliksiz bir yabancıydı şimdiye kadar... Tina'ya annesi Nana'nın verdiği kolyenin hikayesinin anlatıldığı kısım da çok sarsıcı . Anne vasıtasıyla evlilikle ilgili bazı doğrular da çok güzel anlatılmış. "Bizim için önemli olan o adamla aranızdaki uçurumu görmendi aslında,yoksa herkesin dini kendine tabii de, ne konuşacağınızı, ne paylaşacağınızı, bu aşk ateşi sönüp gittiğinde elinizde avucunuzda ne kalacağını hesap ettin mi hiç acaba?" s. 65 Eserde tık tık tık tık tık... Diye verilen seslerin aslında esirken geliştirilmiş bir dil olduğunu ilerleyen kısımda öğreniyoruz. Özellikle esir kampıyla ilgili kısımlarda. Marina, İlona'nın annesi kampa elinde kemanıyla götürülür ve ölür. Bu kısımlar da anlatım muazzam. "... Gencecik bir kadın, elinde kemanı, o fotoğrafta yirmi ancak vardır, kampa götürüldüğündeyse işte sen hesap et deda, İlona'm iki yaşında bebeyse eğer, Marina 'cığımız da olsun olsun yirmi beş, yirmi altı. Bizim ailenin kadınlarının kaderi buysa demek, sen ve bebia(nine) iyi kurtarmışsınız kendinizi... "s. 69 İyi ki yazmış sevgili Irmak Zileli...
1000Kitap
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026791 okunma
·
249 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.