Kitabı o aşırı popüler olduğu zamanlarda okumak istemedim. Bu kadar popüler bir kitabın kötü olacağını düşünüyordum niyeyse. Bir yandan da ağır bir dili olduğunu bu yüzden böyle değerli görüldüğünü düşünüyordum. Öncelikle belirtmeliyim ki dili öyle çok da ağır değildi.
Eskiden beri romanımızın baş karakteri gibi çok konuşmayan ve etrafına pek kimseyi yanaştırmayan insanlara karşı bir merakım vardır. Kitapta da böyle bir karaktere rastlamak beni çok meraklandırdı ve kitabın başından itibaren merakla okudum.
Ana karakterimiz Raif çocukluğundan beri çoğu şeyin gereksizliği ve boşluğu üzerine düşünen bir karakter. Uzun süre hayal dünyalarında yaşamış. Hiçbir şey hissetmeden, sadece düşünmüş de başka bir şey yapmamış. Hiç heyecanlanmamış bir kitap okurken veya bir hayal kurarkenki kadar. Bir gün bir galeri gezerken bir portreye rastlamış. Portredeki kadının gözündeki manayı görmüş, tüm dünyayı anlıyorum ben diyen o bakışı görmüş adeta ve sonra hayatı değişmiş.
O zamana kadarki hissettiği tüm boşluğun nedenini anlamış Raif Bey. Onu yeterince anlayan yokmuş. Peki yeni tanıştığı Maria tüm bu boşluğu doldurabilir mi? Hayat artık anlamlı olabilir mi? Artık Raif bey de hissedebilir mi dünyayı?
Önemli sorular ve önemli cevaplarla dolu güzel bir kitap Kürk Mantolu Madonna. Şimdiye kadar okumadığıma pişmanım derim bazen ama bu kitabı belki de tam olarak doğru zamanda okudum. Umarım siz de doğru kitapları doğru zamanlarda okursunuz.