·266 syf.····Okunma: 24 Haziran 2020 00:42 Distopya okumanın beynimde açtığı kapıların muhteşemliği, beni bu denli düşündürmesi gerçekten bir kitaptan istediğim şeyler bunlar dedirtiyor.
Cesur Yeni Dünya kitabının içeriğine gelecek olursak , iki toplum düşünün ki birinde bütün inançlar, cahillik ve bütün geleneksel şeyler varken bir diğerinde devletlerin ancak istikrarla devam edebileceğinin düşüncesinde olanlar tarafından tamamen kurgulanmış bir toplum. Her şeyiyle kurgulanmış. İnsanlar şişelerinde üretiliyor ve yine hayatlarını baştaki şişelerde belirlendiği sınırlar doğrultusunda bir makine gibi yaşıyorlar. Alfa, Beta, Gama, Epsilon gibi insanlar arasında toplumsal sınıflar var ve bunu reddedebilen yok.Kendi konumunu kabullenmeye ve bundan memnun olmaya şartlandırılmış olduklarından dolayı herhangi bir isyan da yok sadece istikrar var. Aynı zamanda bu toplumda ne bir trajedi ne bir sosyal çalkantı var. İnsanlar mutlu, istediklerini alıyorlar ulaşamayacakları şeyleri de istemiyorlar çünkü zaten istedikleri ve istemedikleri şeyler de belirlenmiş. Ölüm, hastalık, yaşlılık kabullenilmiş kavramlar. Bu yüzden korku da yok. Yani tam anlamıyla bir durgunluk var. Böyle bir toplumun sırrı da mutluluğu seçip gerçek ve güzellikten feragat etmek olduğundan bahsediyor kitapta.
Kitabın başında Bernard Marx gözüme çarpıyor. Kendisi bir Alfa-Artı ve diğerlerinden farkı bu sistemi eleştirebiliyor olması ama yine kendine müsaade edilen alanda eleştirebiliyor bana kalırsa. Bu da onun John'dan farkı diyebilirim.
John ise başta kısaca bahsettiğim, uygarların deyişiyle Ayrıkbölge'de yaşayan daha sonrasında uygar toplumu da gören biri. Kendisi Ayrıkbölge'de dışlanıp yalnız kalan biriyken uygar toplumda ise asla yalnız kalamayan ve sonuç olarak iki toplum arasında sıkışan bir karakter. Onun aradığı, iki toplumda da bulunmamakta. Bu karakter üzerinden anlatıyor yazar demek istediklerini. Hem karakterin iki toplum arasında sıkışmasını hem de ne demek istediğini açıkça anlayabiliyorsunuz. Sanki John bizlerin arasından girmiş bu kitabın içine. Yine de başlarda okumakta zorlanabilirsiniz yani benim için öyle olmuştu ama sonlarına doğru verilmek istenen mesaj öyle güzel verilmiş ki başta okumakta kararsız kaldığınız kısımlar olursa oraları unutturur diye düşünüyorum.
Bu distopik toplumlardan yola çıkarak günümüzdeki toplum düzenini düşünecek olursam dünya üzerindeki istikrarsızlığın böyle keskin sınıflar olmamasına bağlayabilirim ama böyle keskin sınıfların olmasının götürülerini de çok net görebiliyorum. John da başta böyle bir toplumu duyunca çok heyecanlanmıştı ama içinde yaşadığında bu toplum için gerçekten, güzellikten, bilimden duygulardan vazgeçmek gerektiğini fark etti. Yani elinde mutsuzluk, acı çekme hakkı bile yoktu. O bunu bile istiyordu. Siz de okuyunca kendinize mantıklı gelen çıkarımı yapıp hangisinin daha iyi olucağını getirilerini götürülerini vs. kendinizle bile uzun uzun tartışabilirsiniz.
Distopik kitapları okumayı seviyorsanız okuma alışkanlığınız olmasa bile bu kitabı bir çırpıda bitirebilirsiniz ve kesinlikle tavsiye ediyorum okumanızı. Kendimizle bol bol yalnız kalabildiğimiz bu dönemde bu tarz konular üzerinde düşünmek, kafa yormak sizlere iyi gelebilir.