Kitap birçok konuda toplumsal sistemleri eleştiriyor. Memuriyette dürüstlüğün zorluğu, daha doğrusu dürüstlüğün insanlar arasında aptallık olarak algılandığı... Hiyerarşik düzenin getirdiği riyakarlık... Alttan üste yaranma çabası, üstün altı ezme gayreti...
Tüm bu gayriahlaki durumdan uzak yaşamını sürdürmeye çalışan dürüst bir memurun bir gün bu sistemin başındaki "mühim kişiye" işinin düşmesi ve geri çevrilmesi sonucu yaşadığı derin travma ...
Ama her şeye rağmen ezilmişlerin ruhu cesetten çıkınca özgürleşiyor ve ezenlerin ruhlarını derin bir korku, ve tarif edilemez bir esaret duygusu sarıyor.
Tüm varlığına (paltosuna) ulaşmak isteyen bir garibin isteğini geri çeviren hiyerarşik düzen (ki savunmaları şu: düzen bunu gerektiriyordu), o garibin ezilen cesedinden çıkan özgür ruhuyla hortlak suretinde tüm hiyerarşik düzen mensuplarına, tüm zalimlere, tüm cebbarlara, binler palto zarara uğratıyor ve ondan çok daha derin korku ve psikolojik travmalarla cebbarları başbaşa bırakıyor.
Düzenin başındaki "mühim kişinin" paltosunun alınması ile hortlağın oyununu sona erdirmesi (bir bakıma ruhun ezilen cesedin öcünü alması) de tetkike şayan mühim bir nokta...