Bu kitapla bütünleşmiş bir türkü de var yorumu bu türküyle okumanızı rica ederim. Belkız Akkale- Şu dağlar kömürdendir. Hasan Ali Toptaş ile edebiyat fakültesinde okuma yazma dersimizin öğretmeni olan Serkan hocam sayesinde tanıştım. Açıkçası ilk başlarda yeni bir yazar olduğu düşüncesiyle okumak istemedim ve önyargıyla yaklaştım. Gelelim okumaya başladığım vakte ilk sayfalarında biraz sıkıldım ancak sayfalar ilerledikçe benim ruhumda da kelimeler ilerledi ve kocaman bir çığ oluştu. Babası için çırpınan bir oğul ve oğulları için acısını saklayan bir baba. Kitabın net özeti bence bu. Babalar çoğunlukla acısını, derdini, tasasını saklayan sırtımızı yasladığımız koca çınarlardır. Bu kitapta da bir koca çınarın yavaş yavaş hastalanmasını ve çökmesini izliyoruz. Kitaplar izlenir mi diye soracak olursanız bu kitabı okurken aynı zamanda gözlerinizle olan biteni izliyorsunuz. Öylesine akıcı ve yalın bir dille yazılmış ki sanki kendiniz günlüğünüzden sayfalar okuyorsunuz. Sayfaları okudukça bende oradaymışım da her şeyi sanki ben yaşıyormuşum gibi hissettim. Eğer yolunuz düşerde Gömü'den geçerseniz aklınıza bu kitap ve bu türkü gelsin. Bir de bence yavaşlayıp Gömü'nün eşsiz güzelliğini seyrederek ilerleyin çünkü yazarın kalemiyle ben Gömü'den geçmiş kadar oldum ve oraya hayran oldum...