Puan vermedi·49 syf.··Beğendi
· Aydın bir düşünce tarzı olan ve savaş karşıtı söylemleriyle bilinen Zweig Birinci Dünya Savaşı boyunca bu görüşleri yaymayı kendine misyon edinmişti. yazarın bu kitabında da savaş sırasında askeri alınmamak için İsviçre’ye kaçan Ferdinand’ın hikayesini okuyorsunuz. Karısıyla birlikte savaştan uzakta huzurla yaşayan çiftin huzuru postadan gelen askeri celp mektubuyla bozulur. Mektubu aldıktan sonra Ferdinand’ın mecburiyet, vicdan, özgürlük, ve aşk arasında verdiği savaş okuyuculara aktarılıyor. Bir tarafta özgürlük, öbür tarafta mecburiyet. Acaba hangisini seçecek Ferdinand. Bir kupa kahve eşliğinde okuyup öğrenebilirsiniz.
“ Bu açıklanabilecek bir şey değil. Bu bir nevi mecburiyet. Ve ben 20 milyon insanı boğan o zinciri kıramıyorum, Kıramam”
” tüm dünya yerle bir olurken, insanın kendisi için çalışması bir suç. Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez, kendisi için yaşayamaz.”
” Yalnız kendin için yaşadığını bilmiyordum. Ben sanıyordum… Sanıyordum ki, ben de senin dünyanın bir parçasıyım.”
”... şunu çok iyi biliyordu ki şimdi birileri onu engellemezse, yok olup gidecekti.”