İlk okuduğum Haruki Murakami romanı. Japonya ve uzakdoğu tarihi, edebiyatı, sineması bana hep uzak gelmiştir. Ama yine de raflarda gördüğümde bir kaç kez elim gitmişti bu kitaba. Hem adında "Kafka" geçmesi hem de güzel bir kapağının olması beni bu yazarla tanıştırdı (Bu arada Kafka'nın çek dilinde Karga demek olduğunu da öğrendim). Doğrusu okumaktan keyif aldım desem yanlış olmaz. Okumaya başladığımda oluşturduğu gizem ve hüzün duygusu tüm roman boyunca devam etti ve bu da değişik bir tat bıraktı damağımda. Aslında masalsı bir tarafı olan roman, okuması kolay, aralara serpiştirilen felsefi mesajlar, beraberinde fonda daima bulunan bir müzik romanı güzel kılan ana unsurlar. Ayrıca romanın özellikle ensest bir eğilimi olması insanı zaman zaman rahatsız ediyor. Ama kesinlikle ensest temalı bir roman değil. Kafka Tamura'nın sürekli kitap okuması ve bunu "Binbir Gece Masallarının dünyasına dödüm. Sonra da, gerçek dünya, film sahnesinin gölgelememesi gibi yavaş yavaş silinmeye başladı. Yalnızca ben, tek başıma sayfaların arasındaki dünyaya dalmıştım. Bu hissi çok seviyordum" yorumu benim de hep ifade etmek istediğim bir duyguydu. Bu romanda bunu sık bir şekilde yaşadım. Sanki uzakdoğu edebiyatına olan ön yargım kırıldı gibi. Sonuç olarak okurken kesinlikle sıkılmayacağınız ve güzel bir tat alacağınız roman.