·724 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Haziran 2020 22:30 Tutunamayanlar'ı ilk defa bundan altı yıl önce okumuştum. Ben de birçok kişi gibi kitaptan yapılan alıntılardan etkilenip okuma kararı almıştım. Anlatım tarzı hakkında hiçbir bilgim yoktu. Kitapla ilgili yorumlardan okunması zor bir kitap olduğunu ve birçok kişinin bu kitabı yarım bıraktığını öğrendim. Buna rağmen okumaya başladım ve anlatım tarzını görünce dumura uğradım. Daha önce de post-modern romanlar okumuştum ama bu sefer anlatılanları takip etmekte zorlandım. Daha ilk yüz sayfada bu okumanın benim için pek verimli olmayacağını anlasam da sırf yarım bırakanlardan olmamak için devam ettim. Doğal olarak kitabı bir türlü benimseyemedim, bir an önce bu işkenceye dönen okumayı bitirmek istedim. Sonuç olarak kitabı bitirdiğimde aklımda eserle ilgili neredeyse hiçbir şey kalmadı.
Tutunamayanlar romanını ilk okumamın bu şekilde hüsranla sonuçlanması doğal olarak bende kitap ve kendi okurluğum hakkında bazı sorgulamalara yol açtı. Sorgulamaya önce kitaptan başladım: Acaba bu roman, insanların bu kadar övdükleri nitelikte bir eser değil miydi, abartılıyor muydu? Daha bu soruları sorarken bile meselenin kitaptan değil benden kaynaklandığını içten içe biliyordum. Çok kısa süren kitabı sorgulama safhasından sonra sıra kendimi sorgulamaya geldi: Acaba ben bu kitabı hakkıyla okuyamadım mı? Bu tarz anlatımı olan kitapları sevmediğim için mi kitabı benimseyemedim? Henüz bu kitabı okumak için doğru zaman değil miydi? Sonuç olarak kendimi bilinç akışı tarzında yazılmış kitapları sevmediğim için kitabı benimseyemediğime inandırdım ve Tutunamayanlar konusunu kapattım.
Sandım... Halbuki mesele henüz kapanmamıştı. Nerede kitabı görsem vicdan azabı çektim. "Keşke daha iyi bir okuma yapabilseydim." dedim. Kitabı beğenenleri görünce kıskandım. "Ben neden onlar gibi severek okuyamadım?" dedim. "Acaba tekrar okusam mı?" diye bir düşünce geldi aklıma ama kitabı okurken yaşadığım eziyet aklıma geldiğim için böyle bir şeye cesaret edemezdim.
Böylece aradan altı yıl geçti. Zaman kitapla ilgili kötü hislerimi de alıp götürdü. Birden kitabı tekrar okuma düşüncesi aklıma geldi. "Neden olmasın?" diye düşündüm. İlk okumam iyi geçmediyse bile belki okumak için yanlış bir zaman seçmiştim. Hem altı yıl boyunca ne zor kitaplar okudum. Belki de okurluğum bu süre içinde gelişmiştir ve kitap bana ikinci bir şans verdiğinde bu sefer daha etkili bir okuma yapabilirdim.
Bu düşünceler içinde sonunda kitabı ikinci kere okuyabildim. Ve bu sefer oldu. Başından itibaren kitabı büyük bir dikkatle okudum. İçinde yer alan şarkı, biyografi, tarih, mektup hatta tutanak gibi farklı metinler; bilinç akışı, ironi, üst kurmaca, pastiş, iç monolog gibi farklı teknikler benim için anlatıyı bu sefer zorlaştıran değil değerini artıran unsurlar olarak ortaya çıktı.
Sonuç olarak sizde benim gibi kitabı ilk okuma girişiminizde hüsranla karşılaştıysanız pes etmeyin. Belki de sizin için henüz zamanı değildir. Doğru zaman geldiğinde tekrar okursanız insanların bu kitabı neden bu kadar yücelttiğinin farkına varacaksınız.