Herkese merhaba.
Bugün sizlere 70 sayfa olmasına rağmen bende her sayfasında değişik hisler bırakan bir kitap yorumlayacağım.
Daniel Kehlmann- Gitmeliydin.
Kışın dondurucu soğuğunda çocukları ile birlikte internet üzerinden kiraladıkları bir dağ evine tatile giden ailenin yaşadıklarını anlatıyor. Tatillerin amacı; biraz kafa dinlemek, biraz da yıpranmış ilişkilerini kurtarmak. Ama adam eve girdiği andan beri iletişimi minimumda tutarak kavga etmeyeceklerini düşünerek iş ile ilgilenir gözükmeye çalışıyor ve uzak duruyor. Karısının üniversite mezunu olması ve kendisinin olmamasından dolayı içerisinde yaşadığı eziklik psikolojisi ile her konuşmaları tartışma ile bitiyor.
Bu sırada eve geldikleri akşamdan itibaren gerek kabusları gerekse ev içerisinde olan olağanüstü olaylardan dolayı gerginlik daha da artıyor. Evin tüm parasını ödemelerine rağmen erkenden ayrılmaya karar vermeleri üzerine toparlanırken, Susanna’nın telefonuna gelen mesaj her şeyi daha karmaşık hale getiriyor. Ve Susanna; kızını ve kocasını bırakıp arabayı da alıp gidiyor.
Ve artık geriye kalanlar için evden ayrılmak o kadar kolay olmayacaktır. Gerçekten de ilk kabusu gördükleri zaman hemen gitmeliydiler.
Kitabın ilk başlarında çiftin iletişimlerinin her ucu dikenlerle çevrili mayınlı arazi içerisinde konuşmaya çalışmaları bana çok Marriage Story filmini hatırlattı. Ama konu sonra bambaşka ilerlerdi tabi.
Yazımı için akıcı diyemem, baya bir zorlayıcı ve kafa karıştırıcıydı. Aralarda adamın işle uğraşıyorum diye yazdığı senaryolardan parçalar da vardı.
Tavsiye eder misin diye sorarsanız, ben ne okudum şimdi diye kendi kendinize sormak isterseniz; tavsiyemdir.