Puan vermedi·464 syf.··Beğendi
· Yüzyıllık yalnızlık kitabımızın yazarı Gabriel Garcia Marquez’dir. Kolombiyalı olup bu eseri ile Nobel edebiyat ödülüne layık görülmüştür. Hukuk eğitimi almış yazarımızın bir çok eseri meşhurdur. Albaya mektup yok, Şer saati vb gibi. Yazarımız 2014 yılında hayatını kaybetmiştir.
Kitabın incelemesine başlarken ilk olarak yazarın kitap hakkında kendi söylemlerine yer vermek sağlıklı olacaktır.
Marquez eser için şunları söylemektedir; "Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha az bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı... Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım... Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız."
Yüzyıllık yalnızlık. İsmi ile müsemma bir eser. Eserde yüzyıl geçiyor neredeyse ve her yaşayan karakter her yılda bir miktar yalnız. Roman, Kolombiya’nın, 19. yüzyıl başlarında bağımsızlığını ilan etmesi ile başlayan süreçten beslenir. Olayların geçtiği yer aynalar-seraplar kenti diye anılan; kızıldereliler, kehanetler, elyazmaları, simyacılar, hayaletlerle dolu düşsel bir oyun bahçesine benzeyen Macondo'dur. Fantastik olanla gerçeğin ayırt edilemez şekilde harmanlandığı bu kasabada yaşananlar okuyucuyu tetikte ve beklenti içinde tutar.
Nesilden nesile sürekli aynı isimlerle devam eden bir nesil ve bunca şeye rağmen saçını süpürge eden bir eş, bir anne, bir babaanne, bir teyze. Anlam arayışları, iç boşluklar, aşk, tutku, acı, ölüm, savaş, muhafazakarlık, liberalizm, kör kütük din... Kitap baştan uca her şeye dokunuyor. Muhteşem bir delilik inşası. Mükemmel bir kaos! Neden mükemmel neden muhteşem? Anlatım. His ve hissettirme.
Kitap bazı yerlerde sanki hiç gerçeklikle ilgili değilmiş gibi geliyor. Bazı yerlerde ise hayatın tam içinde. Yazarın ismi ile alakalı mıdır yoksa tip olarak mı bilmem kendisini Hintli zannettim. Yaşanan olaylar partiler düzenlenen şölenler hint kültürü ile benziyordu bir nebze. Sonra Kolombiyalı olduğunu okuduğumda onca iç içe ve çarpık ilişkiler yerli yerinde imiş dedirtti. Yer yer abartılı anlatımlar ve alışılmadık olaylarla karşılaştığımda öhh artık bu kadarı da fazla değil mi sayın Marquez demedim değil. Mesela öksüz ve acılarıyla savaşmak için toprak yiyen Güzel Remedios. Mükemmel bir abartı ile anlatılmış ve Remedios’un tanımıyla aptal erkekler (Sorry)’Bir kadını seyretmek için saatlerce yemek bile yemeden boşu boşuna duracak kadar aptal bir adamla evlenmemek’. Biz kadınlar olarak Remedios’u bu konuda kendimize örnek alıp büyük dersler çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Bazı bölümler okuru ciddi derecede tebessüme sevk ediyor. Mesela, çarşafları asarken Remedios’un ilahi bir ışıkla uçup gitmesi ve yalnız çarşafların geri istenerek giden çarşaflara üzünülmesi. Çok iyiydi.
Kitapta dikkat çekici şeylerden biri de Türkler sokağı. Yazar bunu nasıl bir alt yapı ile yazdı merak ettim. Tanıdığı herhangi bir Türk yada yaşadığı Türk şehri var mıydı? Bilemiyorum. Merak eden olursa bu konuda araştırma yapabilir.
“Kendi yüreğinden korkmak”
“Zaman geçip gitmiyor bir çember içinde dönüp duruyor!” Zaman kavramı asla anlaşılamayan ve anlaşılamayacak bir şey gibi geliyor artık. Bu konu üzerine o kadar fazla inanış varki hepsi doğru ya da hepsi yanlış. Ah zaman!
“Edebiyat insanlar ile alay etmek için bulunmuş en eğlenceli yoldur.”
Kitap efsanevi ve dehşet verici bir son ile bitiyor. Fazla spoi vermek istemiyorum ve büyük bir iştahla okunmasını tavsiye ediyorum. Sizin de öyle iştahla okuyacağınıza eminim. Kitapla kalın..