Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 05 Temmuz 2020 17:09 Dün başlamıştım sevgili Toptaş'ın kitabına bir solukta biteceğini tahmin edemeden. Cümleler uçup uçup gittikçe ben de peşlerinden uçup uçup gittim Muzaffer'in/Bahriye'nin/Güldiyar'ın. Kondum avlularına, girdim evlerine, Güldiyar' ın yaşını sileyim, taşını toplayayım dedim, dedim de bırakmadılar ki eve tebelleş olmuş cehennem zebanileri... Tutmuşlar evin dört yanını; Güldiyar içeride, babası Muzaffer içeride, yok hiç çekip kurtaracak alıp götürecek onları. İki gözün nuru Güldiyar bir türlü söyleyemeyip de lâl olduğu derdinden dökdükçe yaş yerine taşları dayanamayan annesi nefesini oracıkta verdi de tutamadı bile baba kız onun yasını. Ah güzel Güldiyar, ince ince sızladı da yüreğim ben de gelip alamadım seni ellerinden Rüstem'in, Cihan'ın, Nedim'in, Şakir'in ve adamlarının ve onların da başlarındakilerin. Kurmuşlardı düzeni; seni, döktüğün taşı görmek için gelenleri sıraya koyup da para topluyorlardı. Hiç haberin olmadı ki dışarıdaki hengameden. Baban Muzaffer elbet istemedi, karşı durdu ama garipti, kimsesizdi, çıkaramadı duyuramadı sesini. Pıstı kaldı, sustu kaldı. İstedi ki kurtarsın seni, götürsün köyüne, hem anne-babası da göründüydü gözüne, annenciğin de gelmişti sizi görmeye ama ne fayda?.. Öte diyardan, uzun uzun yollardan geldiler gelmesine de merhem süremediler derdine. Hep bekledim babanla, bitecek dedim, ağlama sık dişini dedim, yüreğimi kabarttım aklımı da kattım acına olmadı Güldiyar... Derdini de aldın yanına bırakıp gittin bizi babanla. Demem odur ki kuruldu mu kötülükten bir düzen güç mü yetermiş onu bozmaya, sürer de sürermiş, hiç bitmezmiş kötülük; çünkü insanlar cahilmiş , insanlar acımasızmış, insanlar anlamazmış çekilen acıyı, kendini düşünür, payını düşünürmüş hayattan alacağı sonra da ardına bile bakmaz gidermiş. Kötülük de kapı kapıymış; biri kapanırsa diğeri açılırmış. Açılan her kapıdan taşıp taşıp gelirmiş insan kılığına girip. Bitmezmiş böylece kapılar da kötüler de... Güç, kötüden yanaymış; kötü, güçten yana. El ele verip iyinin hakkından gelip muratlarına ermişler. Bizim de göğsümüze çöken sancı yanımıza kâr kalmış yine...