Gönderi

6/10
·330 syf.··
2020 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2020 18:15
Herkese tekrardan merhabalar! Kendi halimde kullandığım bu uygulamada yeni bir inceleme yazmak üzere elime aldım telefonu. Daha önce de yaptığım gibi kötü bir sürprizle karşılaşmamanız için spoiler çanlarını şimdiden çalıyorum. Livaneli'nin okuduğum ilk kitabı Kardeşimin Hikayesi. Gerek çevremdeki arkadaşlarım olsun gerek 1K okuyucularının yorumları olsun çok büyük bir beklentiyle başladım bu kitaba. Sizde de böyle oluyor mu bilmiyorum ama ben ne zaman büyük beklentiyle bir kitaba başlasam kitap bittiğinde beklentim karşılanmıyor. Bu kitapta da aynı hayal kırıklığını yaşadığımı söylemeliyim. Aslında o kadar farklı bir konu seçilmişti ki... Duyguları olmayan insan. Bu, kitabın en büyük artılarından. Ayrıca içinde insana dair çok başarılı tespitler de var. Elimden geldiğince alıntı yapmama rağmen gözden kaçırdığım birçok derin cümle olduğunu fark ettim sonradan. Akıcılık da sayabileceğim öbür artılardandı. Okumaya günlerce ara vermek zorunda kalsam da tekrardan kitabı elime aldığımda olayı yakalamakta hiç zorluk çekmedim. Akıp gidiyordu. Tüm bu güzel özelliklere rağmen elbette 4 puan kırmamın bir sebebi var. Şimdi buna değineceğim. Mehmet ve Ahmet kardeşlerin hikayesi çok güzel kurgulanmıştı başından beri. Sayfalar aktıkça Ahmet'in ağzından kardeşini dinledik, üzüldük etkilendik. Büyük çoğunlukla oturmuştu artık son sayfalarda bu iki hayatın hikayesi. Elbette hala yerine oturmayan taşlar vardı. Bunlar daha çok Ahmet'le ilgiliydi. Mesela bu dokunma fobisinin sebebi neydi? Ayrıca hala çözülmemiş bir Arzu Kahraman cinayeti vardı. Bunlar sakince cevap bulsaydı ilk bakışta daha az çarpıcı gözüken ama dikkatli düşündüğünüzde daha gerçekçi duracak bir final olurdu.Sonrasında öğreniyoruz ki en başından beri Ahmet olarak tanıdığımız o adam aslında Mehmet çıkıyor. Bana göre okuyucuyu şaşırtmak, şoklara sokmak amacıyla yazılmış ama çok eğreti durmuş bir düşünceydi. Altı doldurulmamış bir düşünce. Hani Türk dizilerinde izleyiciyi şoka sokmak amacıyla birbiriyle alakasız iki karakter akraba çıkar ya, aynen öyle hissettirdi bana. Belki yazar en başından beri tanıdığımız Ahmet'in aslında yıllar önce ölmüş olduğu bilgisini biraz daha mantıklı açıklamalara dayandırsaydı bu anlamsızlık duygusunu hissetmezdim. Aklıma ilk olarak gazeteci kıza Mehmet'in ona mail attığını söylerek resmini göstermesi geldi. Kendi resmini mi gösterdi yani, bak bu kardeşim diye? Peki ya Mehmet'in eve gelmesi ve devamında yaşanan diyalog? Hem konuşan kişi hem cevaplayan kişi de aynı mıydı? Ya Mehmet'in anlattığı keşiş anıları? Bunlar yaşandı mı yoksa Mehmet'in zihni tarafından mı üretildi? Eğer bu ikili diyalog tek kişi tarafından üretildiyse o gece Mehmet' i dışarıdan izleyen biri ne görürdü? Gerçekte yaşananlar neydi? Gördüğünüz gibi ben genel olarak kitabın akışını sevmişken son dakika golü gibi gelen ölen kardeş hikayesini mantığıma oturtamadım. Hayal kırıklığı yaratan bir final tüm kitabı etkiledi. Yazımı sonlandırmadan önce hoşuma giden bir ayrıntıya da yer vermek istiyorum. Kitap boyunca aşkın ölümcül olabileceğinden bahseden Mehmet'in ( ya da Ahmet'in) intihar yöntemi olarak "Sevgili" yi tercih etmesi çok manidardı. Ana temaya uygun olan bu detayı güzel buldum. İyi okumalar 1K ailesi! İncelemem hakkında yorumda bulunmak isterseniz aşağıda buluşabiliriz.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
·
20 Gösterim
1 Yorum
Kitabı çok sık ara vererek okuyuşun bu kırdığın 4 puanı doğrudan etkilemiş olabilir mi 😄
saudade
Gönderi Sahibi
En fazla 1 puan etkilemiş olabilir😄 Çünkü tekrardan devam ettiğimde olayın alışına adapte olmakta zorlanmadım. Beni rahatsız eden başka şeylerdi..
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.