Hikayemiz umarsız bir adamın anasının ölmesi ile başlıyor. Neredeyse her ölümün ardından karşılaştığınız o ahlama vahlama ile karşılaşmıyoruz tabii ki. Onun yerine buna karşı duyarsız kalan berki de duygusuz bir tepki sergiliyor karşımızda.
Sonrasında anlıyoruz derdini aslında bir derdi yokmuş! Sayfalar ilerledikçe daha çok açıyor kendini sanki benzer şeylere vurgu yapıyor ne anlatmak istediğini anlıyorsunuz sanki. Peki ne anlıyoruz? Bizim anladığımızla yazarın kastettiği örtüşüyor mu? Bunun bir önemi var mı?
Neyse lafı uzatmak istemiyorum benim anladığım en önemli şey eylemler arasındaki bağıntıların tamamen keyfi bir şekilde kurulduğu.Öyle bir sağ duyu yaratıyor ki biri bir ölüm karşısında ağlamayınca şaşırıyoruz hatta bu ağlamamayı bile kalpsizlik,onu sevmemezlik ile bağdaştırıyoruz. Oysaki bunu ne ona sorarak öğrendik nede aslında kuvvetli delillerimiz var. Sadece alışkanlıklarımız var elimizde.
Bunun yanında hapishanelere de bir eleştiri vardı sanki bu alışkanlık her şeye az buçuk alışma durumu verilen bütün cezaları aslında anlamsız kılıyordu. #78575664 burada olduğu gibi ilk önce acı çekiyoruz ama #78575755 sonra bunlar ceza olmaktan çıkıyor bizim için yine anlamsızlığa doğru yol alıyoruz. Hiçbir eylem mutlak olmadığı gibi anlamdan da yoksundular aslında.
Berki de bu kazanılmış alışkanlıkların en çarpıcı sonuçlardan biri de bir insanın bir insanı öldürmekten suçlu bulunacağı yerine annesini kalpsiz(!) bir şekilde gömdükten sonra yüz kızartıcı(!) şeyler yaptığı için yargılanmıştı. Ölen adamın buradaki yeri sadece yargılanma tahtasında çıkmasını sağlamaktı sanki.
İdam cezasını da sükûnet içinde karşılıyordu kendisi ama kendini şafakla beraber bir kaçış olacağına da inandırmak istiyordu kendisini bunun hakkında küçük bir nasihat de veriyor sanki ama bir yandan da mantıksız bu #78578636 yine karşımıza bir tezatlık çıkıyor. Etrafımızdan geçen bilgilerin rasgele bir şekilde toplasak bunların bizim işimize yarayıp yarayamayacağını bilemeyeceğiz o halde neden o kadar bilgiyi toplayacağız? Her zaman bir anlamsızlık beliriyor karşımızda.
Son olarak değinmek istediğim nokta bu kitabın isminin neden yabancı olduğu. Açıkçası birçok kişi birçok şey söylemiş bazıları Mersault'ün topluma karşı yabancı olduğu söylemiş bu yüzdendir diğerlerinin eylemlerini anlamlandıramayışı demiş bazıları toplum Mersault'a yabancıydı demiş o yüzden o şekilde yargıladılar ve idam ettiler demiş. Ben açıkçası iki görüşe de hak versem de tam olarak kabullenemedim bunları bence burada asıl yabancı olan bizdik. Onun eylemlere kayıtsız kalışı en çok bizi şaşırtmıştır,en çok bizi düşündürtmüştür. Özdeşleşdirememişizdir,kendimizi onu yerine koyamamışızdır. O yüzden en çok biz yabancıydık sanki.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2012137,2bin okunma