Puan vermedi·170 syf.····Okunma: 13 Temmuz 2020 15:25 İbni Sina ve İbni Tufeyl'in aynı adı taşıyan ama birbirlerinden çok farklı olan 2 Hay bin Yakzan eseriydi okuduğum.. Tasavvufi, felsefi kitaplar okumaya alışkın olmadığım için sanırım sürekli dipnotlara bakma ihtiyacı duyduğumdan İbni Sina'nın Hay bin Yakzan'ı yavaş ilerledi benim için ama İbni Tufeyl'in hikayesi akıp gitti.. Robinson Crusoe'un da bu hikayeden ilham alınarak yazılması, Hay bin Yakzan'ın birçok dile çevrilmesi ancak Türkçe'ye çevrilmesinin 1923 gibi çok geç bir tarihte olması çok çok üzücü.
Hay bin Yakzan müslüman düşünürlerin, bilim adamlarının yaratılış sürecine bakışlarını konu alan bir felsefi roman. İnsan yaşamayan bir adada bir ceylan tarafından büyütülen Hay'ın kendinin hayvanlardan farklı olduğunu fark etme; yaratılış, ruh üzerine gözlem yapıp tefekkür etme ve Allah'ı bulma sürecini aşama aşama izliyoruz. Allah'ı aklı ile bulduktan sonra O'nu tanımak, bilmek, yaklaşmak için kendince Allah'ın razı olacağı işler bulup onlarla ilgilenmeye, tefekkür etmeye, hayvansal ruhunun ihtiyaçlarını ancak yaşamasına izin verecek kadarına indirerek terbiye etmeye çalıştığını görüyoruz. Allah'ın cisimsellikten uzaklığını, sonsuzluğunu ve her an her yerde olduğunu bu yüzden de tasavvur edilemeyeceği sonucuna nasıl ulaştığını görüyoruz.
Kısaca ' Nefsini bilen, Rabbi' ni bilir. ' kudsi hadisinin uygulamasını ve bir insanın yalnızca aklıyla kendini ve doğayı gözlemleyerek Allah' ı buluş hikayesini anlatan bu eseri okumak iyi ki nasip oldu.