kitap dört bölümden oluşmaktadır. bu bölümler: dine karşı din, anne baba biz suçluyuz, evet, öyleydi kardeşim ve ekler olarak başlıklandırılmış.
kitabın girişinde fecr yayınlarının, yazılanlardan biz sorumlu değiliz biz sadece aracıyız tavrı üzücü. yani bu açıklamayı yapmak zorunluluğunu hissetmeleri acı. bi taraftan da bu tavır okuyucuyu daha da meraklandırıyor.
ali şeriatı dinin asla dinsizlikle mücadele etmediğini vurguluyor. malumunuz biz hep "dinsizler" kavramıyla başka dinlere inanları işaret etmekteyiz. tarih boyunca inancımız doğrultusunda başka dinlerle bilek güreşine girip kan ve gözyaşı akıttık.
bunun yanında şeriati dinsiz insanların topluluklar oluşturmamasına dikkat çekiyor.
dine karşı din başlığında dikkat çekici nokta şudur; inandığımız din hangi din? zaten yazarın en büyük derdi budur. islam mı hangi islam? günümüzde sıkça tiye aldığımız malum söz "gerçek islam bu değil" işte yazarın derdi tam olarak bunu anlatabilmektir.
şeriati "din korkunun bir ürünüdür, din afyondur, din özgürlüğü ortadan kaldırandır ve din feodal sistemin ürünüdür" sözlerinin hangi dinler için geçerli olduğunu anlatmaya çalışır.
bu uydurulmuş, saptırılmış şirk dinine dönmüş inancın reçetesi olarak da eğitimi göstermiştir. zira "şirk dininin koruyucusu cehalettir" gibi bir söz etmiştir.
ayrıca dinin günümüzde politikacıların halka vurduğu gem olduğunu oldukça güzel ifade etmiştir. hatta mevcut durumu meşrulaştırmanın en güzel yollarından biri olduğunu göstermiştir. en büyük tehlikenin de zaten dindaşın gibi gözükenler olduğunu söylemektedir.
şeriati islam'ın isyan edebilmek demek olduğunu defalarca vurgulamaktadır. hatta ebuzer'in meşhur sözünü de burada alıntılayalım "evinde yiyecek bir şeyi olmadığı halde, kılıcını çekip insanlara saldırmayan kimseye şaşarım". şeriati için ebuzer çok büyük bir anlam ifade ediyor. onun isyankarlığı, sosyalist duruşu ve doğrucu davutluğuna hayranlığını çokça dile getirmiş. tabi o parlak dinin şimdiki köle ahlakına evrildiğini hicap duyarak anlatıyor. bunun sorumlusu da en başta elbette aile büyüklerinin cehaleti. bir zincir misali nesilden nesile cehaletin aktarılması... bir noktada yeni neslin dinsizleşmeye başlaması...
evet bu dinsizlik "tehlikesinin" sorumlusu siz anne babalardır diyor. çocuğa verdiğiniz öğütler, ahlak, örnekler hepsi sefilce, neden sizi dinlesin diyor. pek de haksız sayılmaz. malum ülkemizde de kuran daha çok kitaplıkta süs olarak durmakta. açıkçası bu konu üzerinde çok kelam etmiş ama ben en çok "metin terk edildiği günden beri cildi kıymete bindi" lafını tuttum. bir de okunmamak için kitap! demiş, iyi demiş.
ayrıntısına girmeyeceğim dine sonradan sokulmuş hurafeler, ritüeller üzerinden dinin içinin ne denli boşaltıldığını vurgulamış.
ve evet nietzscheye de selam çakmasak olmazdı. islam büyüklerinin gösterdiği akıl almaz mucizeler üzerine der ki: "takip edeceğim üstün bir insan istiyorum insanüstü değil". dinin ilahlaştırılmış figürlere ihtiyacı yoktu oysa. bunlar zaten toplumu dinden böyle böyle soğuttular. ve hatta ne güzel bir lafı daha var "şuursuzluk, şerefsizlik kadar suçtu! sonuçta hakka zarar veriyorlar".
ayrıca yaşlanınca hacca giden dedeler nineleri de boş geçmemiş "kendileri haramları terk edince değil, haramlar onları terk edince gidiyorlar". şu söz üzerine başka ne denir zaten.
şimdi gelelim nietzsche abimizi ikinci defa aklımıza getirdiği yere. yanlış hatırlamıyorsam deccalda geçiyordu islam'ın erkekçe olduğu, hristiyanlığın ise kadınca olduğu. aynı şekilde şeriati de "kur'an erkek ahlakını öğretir, incil ise dişilik ahlakını!" demiş.
dikkat çekmek istediğim mesele bu benzerlik değil. şeriati gibi bir adamın yani; kadınların haklarının elinden alındığını savunan, eşitlikçi, aydın bir adamın içten içe kadınlığı hakir görmesi beni asıl düşündüren. niçe'nin kadına bakışını az çok hepimiz biliyoruz. burada bana sorarsanız şeriati ister istemez bastırılmış ama içten içe koşullanmış bilnçaltına engel olamamış. bazı şeylerin içselleşmesi için bizim değil nesillerin değişmesi gerekebiliyor.
aslında kitapta esas şudur
1-gerçek islam bu değil.
2-islam başkaldıran, boyun eğmeyen, hakkını arayan ve bunun için savaşanların dinidir.
sonuç olarak günümüzde "islam gitmiş, müslümanlar kalmıştır" der.
aslında daha çok şey der de benden bu kadar.