-Spoiler içerir-
Levana sadece sevgiye aç bir çocuktu. Çocukluğundan beri ailesinden sevgi görmemiş ve ablası tarafından yakılan bir çocuk. Her zaman ablasıyla kıyaslanarak büyümüş ve ikinci planda kalmış bir çocuk. Tabii ki de kendisine verilen en ufak değeri deve yapmış ve bunu aşk sanmıştı. Açık konuşmak gerekirse Levana'nın böyle bir hikayesi olacağını az çok tahmin etmiştim. Sonuçta hikayesi olan kötülerle genellikle empati yapılır. Tamamen yaptıkları haklıydı demiyorum ama hikayenin başından beridir sevdiğim bir karakter olması ve güçlü olması benim onu haklı görmeme itiyor. Zaten Cinder kitabından beridir Levana'ya bir hayranlık beslediğimi itiraf etmeliyim. Levana tek başına koca bir aya hükmediyor aynı zamanda da dünyayı onlara karşı muhtaç duruma düşürmüştü. Çok güçlüydü. Bu kitapta da hakkını vermiş ve güçlü adımlar sergilemişti. Buraya kadar kendi başına, dimdik ve tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmişti. İşte bu yüzden sevdim Levana'yı. Kendi aşkı için hep savaşmıştı, kendini ona adamıştı ama karşısındaki onu hiç sevmedi. Gene de dimdik durabilmiş ve gerekeni yapmıştı. Ama keşke ilk başta onu istemeyen birini istemeseydi. Ama daha küçüktü ve etrafında sevgiyle bakan tek erkek oydu. Eşine baktığı sevgiyle ona bakmasını istemişti sadece. Sadece sevgi istemişti. Ama olmadı ve o da kendini duygulardan arındırdı. Ben Levana'nın da bir mutlu sonu hak ettiğini düşünüyorum. Bu kitabı beğendim ve hemen Winter'dan devam...