Sen nasıl bir kitaptan yaa...
Gözlerim dolu dolu oldu okurken...
...Ben babamdan bir salıncak istedim, o beni o salıncağın ipleriyle boğdu. Ben babamdan bir bebek istedim, o beni o bebeğin saçlarıyla boğdu. Ben babamdan bir sevgi istedim, o beni o sevginin yokluğuyla boğdu. Sonra babamdan bir şey istemeyi bıraktım, bu kez beni istemediklerimin yüküyle boğdu...
..."Bu ülkede ne zamandan beri bir kadın ölmeden önce yardımına koşuldu ki?" diye sordu Oya, oldukça durgun bir sesle . "Tecavüz edilip öldürüldükten sonra kıymete bindiler. Dövülüp sokak ortasına atıldıktan sonra değerlendiler. Söylesenize, biz kadınlar ne zaman yaşarken başkaları tarafından görüldük?"...
Beni derinden sarsan, etkileyen bir kitap oldu. 7 parçaya ayrılmış bir BABA'nın her parçası çocuklarının evinin önündeki çöp konteynırına bırakılıyor. Çocuklara da bir mektup bırakılıyor. Bunun üzerine olaylar gelişiyor. Babası kalbinde yara olanları ağlatacak, olmayanları duygulandıracak bir kitap. Ufak tefek yanlışlar olsa da konunun etkileyiciliği on adım öndeydi. Offf ben nasıl kurtulucam bu kitabın etkisinden şimdi. Ellerine sağlık EMİRHAN BİKEÇ
Teşekkürler DOKUZ YAYINLARI