·253 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Temmuz 2020 17:20 Bu kitap kadınların nasıl bağımlı bireyler olarak yetiştirildiklerinden ve kendine olan güvenlerini nasıl ve hangi şartlarda, ne türden baskılara maruz kalarak yitirdiklerini gözler önüne sermiştir. Öncellikle kitabı okuduğum süre boyunca hem kendi yetiştirilme tarzıma ilişkin, hem de çevremde bulunan bu kadınlık ve erkekler rollerine sıkışarak kendi potansiyellerini gerçekleştiremeyen insanları düşündüm. Kadınlara dayatılan sürekli evlilik ve çocuk yetiştirme baskısı kadınları hep yeteneklerinin altındaki işlere ya da ev hayatına hapsetmektedir. Nitekim çocuk yetiştirme konusunda erkeğe aynı baskı yapılmaz ve erkek potansiyelinin üstünde işlerde çalışmaya teşvik edilir. Küçük yaştan itibaren cinsiyet ayrımına yönelik yetiştirme biçimleri bizim derinden yaralanmamıza ve düşük bir özgüvene sahip olmamıza sebep olur. Erkek çocuğu ailesi tarafından hep özgür bırakılarak, cesaretlendirilerek dünyayı keşfetmeye bırakılırken, kız çocuğu hep korunmaya muhtaç ve bağımlı bir kişilik olarak yetiştirilmektedir. Küçüklükten itibaren hep korunan ve her ihtiyacı karşılanan kız çocuğu , yetişkin bir birey olduğu zaman hala korunmaya ve ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bir istek duyar. Evlilikten beklentisi de bu yönde olur. Bağımlılığı evlendiği erkeğe karşı, sevgilisine karşı gelişir. Bu bağımlılıkların nasıl geliştiği ve bu bağımlılıktan kurtulan kadınların hikayeleri kitapta ayrıntılı bir şekilde bize verilir. Hayatı boyunca kendi öznelliğini kuramayan ve yaşamı hep başka şeyler üzerinden kavrayan kadın, gerçeklerle yüzleşme ve mücadele etmekte yetersiz kalır, küçüklükten sakatlanır. Peki bu özgürlük nasıl gerçekleşecek? Öncellikle nasıl bir bağımlılık içinde olunduğunun farkına vararak ve bundan çıkmaya karar vererek bir adım atılacaktır. Kitapta da gördüğümüz gibi çoğu yetenekli ve başarılı kadın, sevdiği ve aşık olduğu erkek için kendi isteklerinden ve hayallerinden vazgeçerek evliliğin kalesinde esir düşmektedir. İçten içe başarılı olmak isteyen kadınlar bir yandan da geleneksel olarak dayatılan kadınlık rollerinin içinde bir çatışma yaşayarak, kendi hayallerinden ve mesleklerinden vazgeçerler. Bunun ne kadar yanlış olduğunu kişinin yaşamına ne kadar zarar verdiğini kitapta anlatılan bireysel yaşam öykülerinde de görmekteyiz. Özgürleşme, nasıl bir ezilme ve geleneksel rollerin içine tıkıştırılmaya çalışıldığımızı görmekle ve bunları reddederek kendi öznelliğimizi inşa etmekle mümkün olacaktır.