Henüz bitirdiğim bir İsmail guzelsoy romanı.
Karantina gunlerinde tanıştığım yazarın fenni sihirler üçlemesinin ikinci kitabı.
Hem gecmistesin baya yüzyıl öncesinde Osmanlı'da İstanbul sokaklarında yürüyorsun. Gölge oyunları var, meddahlar, mahyalarla ışıklı yazılar yazıyorsun ramazan günlerinde minareler arasina.
Hem bir black mirror bölümü içine giriyorsun aynı anda geçmişte, İstanbul'da... Ölümsüzlüğü arıyorsun. Bedeninle olmasa bile zihninle yaşamaya devam ediyorsun, en yakın arkadaşın leylifer yanı başında...
Güzel mi. Enfes. Bir film izlersin hiç bir sahnesi kalmaz aklında yine de ismini duyunca 'efsane bir filmdi o ya' dersin ya onun gibi bir şey.
İyi ki okumuşum