Adı:
Gölge
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050936698
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hikayemiz namusumuzdur…


Gölgen hep yanımda olacak...


Herkesin gizli bir şarkısı vardır, ömrünce içinde taşır, bazen öyle derine gömer ki zamanla kendi de unutur onu. Ta ki aynı şarkıyla sarhoş olan biriyle rastlaşana kadar. Biz aynı şarkıyla kederlenmiş, ağlamışız bir zaman. Sana o yüzden inandım. Biliyorum, başka bir zamanda söylenmiş –söylenecek ya da söylenmekte olan– şarkıyla, birbirini tanımadan birlikte dans eden insanlarız. Yüzünü göremiyorum, gözlerim gözlerine değmeden konuşuyorum, bunu hiç sevmiyorum ama buraya kadar ulaştığına göre iyi biri olmalısın. Neden seninle hikâyemi paylaşmam gerektiğini bilmiyorum ama istediğini yapacak, hatırlayabildiğim her şeyi anlatacağım şimdi. Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela... Aşk başka ne ki?


İstanbul semalarında iki minare arasına gerilmiş ipte yürüyen bir çocuk ve bir maymun... İki can dostu... Oradan şehri seyrediyorlar... Aşkı, günahı, ölümü boynuna kolye gibi asmış İstanbul’u... Şehrin hikayesi bir zaman sonra onların hikâyesi olacak çünkü...


Edebiyatımızın en güçlü seslerinden olan İsmail Güzelsoy Gölge ile yazarlık serüveninde doruğa ulaşıyor... Aşk var bu romanda. Şefkat var. Ölümsüzlük peşinde gizemli bir cemiyet. Rüyaların dilini çözmeye çalışan insanlar.


Ve ölümün bile sona erdiremediği bir dostluk...
296 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
“Bir şarkıyı dinlerken aynı şeyleri hissetmek kucaklaşmadır.”

Kucaklaşan gerçek dostluğu, iki öksüz canı, bir maymunla bir çocuğu bir ağıtta birleştiren, bazen gülümseten bazen de gözlerimden süzülen damlalara engel olamadığım, Osmanlı Dönemi’nden bir İstanbul romanı.

İstanbul romanı dediysem sıradan bir kurgudan bahsetmiyorum. İlk cümleleriyle içine çekiyor, yavaşça yükselerek en üst seviyede son buluyor. Gel sana bir hikaye anlatıcam diyor İsmail Güzelsoy, oturduğu koltuğun karşısını işaret ederek, geçip oturuyorsun ve gözlerini kırpmadan dinliyorsun hikayesini. Şiir gibi cümleler, masalsı bir anlatım – tabi en önemlisi her masalın perde arkasında “gölge” gibi gizlenen gerçeklikler- masalsılığını taçlandıran çizimler… İstanbul semalarında yürütüyor bizi, Osmanlı Dönemi meydan tabloları can buluyor gözlerimizin önünde. Bazen de canlanan hareket eden o figürler yavaşlayıp donuyor tablo oluyor yeniden, kısacası Güzelsoy zamanla oyun oynuyor. Yeni bir terimle tanıştırıyor bizi; Ruyabaz. Merak ediyorsun ne anlama geldiğini ama bunu öngörerek diyor ki en başında: “Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela… Aşk başka ne ki?” Tabi aşk da var hikayesinde onun haberini de vermiş oluyor.

Bir ipte iki canbazın oynayabileceğini gösteriyor mesela saflıkla temizlikle bunun nasıl gerçek olabileceğini. Güveni, gerçek dostluk kavramının nasıl olabildiğini ve insanların nasıl kirlendiklerini. Kehanet oyunlarını, onlara kapılanların pişmanlıklarını anlatıyor. Bilimle hurafe, sevinç ve hüzün, gerçek ve rüya bir araya geliyor.

Dili ve üslubuna gelirsek, eski ve yeni kelimeler öyle uyumlu ki, Osmanlıca kelimelerin içinde dikkati dağılıp sıkılan beni bile yola getiriyor. İlerde yaşanacak olayla ilgili küçük bir anektod verdikten sonra hikayesine kaldığı yerden devam etmesiyle heyecan ve merak eksilmeyen öğelerden biri haline geliyor. Okurken ve okuduktan sonra gördüğüm üzere yazar tarihte yaşanan olaylardan da bahsediyor. Hikayenin başlangıcında da bunu görmek mümkün. Çocuk kahramanımızla maymun dostu Leylifer’in bu kalp ısıtan hikayesi yazarın, tarihçi Reşat Ekrem Koşu’nun maymunların 16. asırda idam edildiğine dair anlattığı olaydan esinlenmesiyle ortaya çıkmış aslında. Olayın iç karartıcılığı yanında bir hikayeye konu olması ne de güzel olmuş.

Kitabım işaretlenmiş cümlelerle doldu, her biri birbirinden anlamlı olan bu cümlelerin hangilerini alıntı olarak paylaşacağımı bilemedim kararsızlık yaşadım çoğu zaman. Kitap bittikten sonra da uzun bir süre etkisinde kaldığım son paragraflarını okudum, derleyip toplamaya çalıştım, ne yazsam, nereden başlasam da hakkını verebilsem diye düşündüm. Bilmiyorum hakkını verebildim mi ama diyorum ki siz iyisi mi alın okuyun mutlaka bu kitabı.


-Son olarak bir noktaya daha değinmek istiyorum, maalesef o da kitabın dikkat çeken ilk unsuru olan kitap kapağı. Maalesef diyorum çünkü kapak o kadar ürkütücü ki, Doğan Kitap’ın neden böyle bir tercihte bulunduğunu henüz anlayabilmiş değilim. Kitabı çok merak etmeme rağmen ben bile sorun yaşadım bu konuda. Kendimi sayfaların içine kaptırmış olsam bile yine de bir yanımı rahatsız eden bu duruma en sonunda kitabı kaplayarak çare buldum. Kitabı okumayanlar için şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki içinde bulunan çizimlere bakarak karar vermeniz çok daha doğru bir yöne sürükleyecektir kararınızı.-

Keyifli okumalar.
296 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Böyle bir anlatımı ben İhsan Oktay Anar'da görmüştüm bir de İsmail Güzelsoy'da... İlk cümle ile bir anda kitabın içerisine giriyor ve Osmanlı alemine sokak yaşamına dalıyorsunuz. Anlatması o kadar zor o kadar heyecan verici ki doğru kelimeleri bulmak bir hayli zor. Devinimi yüksek bir anlatım, coşkulu bir son. Mutlaka okunmalı.
  • Değmez
    9.2/10 (42 Oy)34 beğeni80 okunma106 alıntı1.655 gösterim
  • Hatırla
    8.9/10 (46 Oy)38 beğeni81 okunma241 alıntı1.524 gösterim
  • Sahiden Hikâye
    8.2/10 (49 Oy)42 beğeni134 okunma65 alıntı1.501 gösterim
  • Kalküta
    8.4/10 (38 Oy)44 beğeni121 okunma107 alıntı1.718 gösterim
  • Kavgam Cilt 1
    7.4/10 (72 Oy)53 beğeni159 okunma111 alıntı2.292 gösterim
  • Kün
    9.1/10 (65 Oy)54 beğeni131 okunma55 alıntı1.852 gösterim
  • Büyük Balık
    8.3/10 (41 Oy)41 beğeni103 okunma125 alıntı1.705 gösterim
  • Uyku Sersemi
    7.5/10 (34 Oy)21 beğeni84 okunma17 alıntı1.108 gösterim
  • Uçan Tabut
    7.7/10 (104 Oy)79 beğeni197 okunma44 alıntı2.976 gösterim
  • Haw
    7.8/10 (65 Oy)50 beğeni179 okunma86 alıntı2.118 gösterim
296 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
"Dünya görmek istediğimiz şeylerin panayırıdır. İnsan baktığını görmez, gördüğüne bakar. Görmek istemediklerimiz ise hususi cehennemimizi donatır." çok sevdim....
296 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Cok sarsıcı bir final. Ilk bu romanla tanistigim ismail guzelsoy'un kalemine hayran kaldim. nasil bir hayal gucu, nasil bir dil.onceki romanlarinin karakterlerine yer verdigi icin diger romanlarinin ardindan da okunabilir.
296 syf.
·10/10
İsmail Güzelsoy'un Fenni Sihirler serisi şimdilik 3 kitaptan oluşuyor. Değmez, Gölge ve Hatırla. Daha önce Hatırla'yı okumuştum. Kitaplar birbiriyle bağlantılı değil, anlatılan olaylar da farklı, sadece anlatım benzer. Bu açıdan yazarın dilinin başarılı olduğunu söyleyebilirim ancak bana göre bir yazarın tüm kitaplarında aynı dili kullanmasındansa farklı anlatımları yakalayabilmesi daha önemli, bu açıdan diğer kitaplarını da okumak lazım.
Dil demişken anlatım İhsan Oktay Anar'ı andırıyor. Benzer ortamlar benzer bir dil kullanılmış. Bana göre aradaki fark, İhsan Oktay Anar romanlarına daha felsefik düşünceler eklerken, İsmail Güzelsoy'un kitaplarında tarihi olaylardan bahsetmesi. Bu açıdan İhsan Oktay Anar'ı bir derece daha beğendiğimi söyleyebilirim.
Kitap, ip üzerinde büyüyen bir çocuğun yavru bir maymun ile arkadaşlığını ve başlarından geçen olayları anlatıyor. Rüyalar ise kitabın temel konusu.
Yazarın Türk romancılığında henüz hak ettiği yeri bulamadığına inanıyorum.
296 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Türk edebiyat tarihinin önemli bir kalemi olduğu konusunda kendisini net şekilde ispatlamış usta İsmail Güzelsoy'un, aslında hayallerin de gerçek olabileceğini, insanın rüyasız yaşayamayacağını, aksi takdirde buna yaşam denemeyeceğini; kardeşlik, aşk ve sevgi kavramlarıyla yoğurup bir başyapıt halinde okurlarına sunduğu eseridir.
296 syf.
·Puan vermedi
Dostluk şefkat aşk, rüyalarda buluşmalar, ölümsüzlük arayışı, yeryüzü ile gökyüzü arasında kanatlananlar tekmili birden bu kitapta, fenni sihirler yazarının Yen'i kitabı, fakat ben diğerleri kadar sevemedim
296 syf.
·10/10
Gölge...

Kimsesiz bir çocuk ve maymunun yürek burkan dostluk hikayesi.

İsmail Güzelsoy'un en iyi romanı kabul ediyorum Gölge'yi. İlk cümleleriyle sizi etkisini altına alıyor ve bırakmıyor kitap. İstanbul semalarında gezdiriyor, mahyaları izletiyor, kumar oynatıyor, ruyabazlarla rüyadan rüyaya koşturuyor, dostluğu aşkı ve saflığı yaşatıyor, vahşeti gözler önüne seriyor, insanlığı öğretiyor. Ağla diyor Ab'âb bize; başkalarının acısına da ağla. Bir çocuk ölürken burada olanları Allah'a anlatacağım diyor. Anlatıyor ve biz ağlıyoruz.

Harika kelimeler, harika bir anlatım , harika bir kurgu ve harika karakterler...

Nasıl anlatırım ki Gölge'yi. Ah zavallı hikaye...

Kitabı bitirdiğimde kalakaldım. Uzun zamandır bir roman böyle etkilememişti beni. Bir kez daha okuyacağım kitaplar arasında yerini aldı.

İsmail Güzelsoy; Değmez, Hatırla ve Gölge'de yer yer birbirlerine atıfta bulunuyor ve diğer kitaplardan tanıdığımız karakterler, hikayeler yüzümüzü gülümsetiyor. Hepsini tavsiye ederim.

İyi okumalar.
Ah, kimse görmüyor diye kanatlarımızı inkâr edemeyiz ki!
Biz gökten yere de baktık, yerden göğe de...
Ne yer kucakladı bizi ne gök sinesine sardı.
Ortada kalışımız bundandır.
İsmail Güzelsoy
Sayfa 91 - Doğan Kitap
Dünya üzerinde insan kadar vahşi bir canlı olmasa gerek. Hatta sana söyle söyleyeyim: Vahşet avlanan için vardır, avlayan için o dediğin bir eğlenceden ibarettir.
Biz uzaklığı hasretle ölçeriz. İçinde aşk yoksa, uzak diye bir şey de yoktur. Uzağın olmadığı yerde yakın da olmaz haliyle.
Senin acının başkalarını eğlendirdiği bir yer ya da bir zaman hayal et. Cehennem orasıdır.
İsmail Güzelsoy
Sayfa 39 - Doğan Kitap
Hayatın değişmesi hiçbir zaman mazlum insanların yararına olmamıştır. Olmayacaktı da. Çünkü hayatı değiştirenler onu yaşayanlar, ondan tat almaya çabalayanlar değil, ona hâkim olmak isteyenlerdi.
İsmail Güzelsoy
Sayfa 221 - Doğan Kitap
Okumadığın sayfalar yaşamadan geçen günler gibidir, geri gelmezler bir daha. Sen dönüp aynı sayfaya bakarım zannedersin ama her sayfa kendi zamanında bir seferliğine bir şey fısıldar insana.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gölge
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050936698
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hikayemiz namusumuzdur…


Gölgen hep yanımda olacak...


Herkesin gizli bir şarkısı vardır, ömrünce içinde taşır, bazen öyle derine gömer ki zamanla kendi de unutur onu. Ta ki aynı şarkıyla sarhoş olan biriyle rastlaşana kadar. Biz aynı şarkıyla kederlenmiş, ağlamışız bir zaman. Sana o yüzden inandım. Biliyorum, başka bir zamanda söylenmiş –söylenecek ya da söylenmekte olan– şarkıyla, birbirini tanımadan birlikte dans eden insanlarız. Yüzünü göremiyorum, gözlerim gözlerine değmeden konuşuyorum, bunu hiç sevmiyorum ama buraya kadar ulaştığına göre iyi biri olmalısın. Neden seninle hikâyemi paylaşmam gerektiğini bilmiyorum ama istediğini yapacak, hatırlayabildiğim her şeyi anlatacağım şimdi. Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela... Aşk başka ne ki?


İstanbul semalarında iki minare arasına gerilmiş ipte yürüyen bir çocuk ve bir maymun... İki can dostu... Oradan şehri seyrediyorlar... Aşkı, günahı, ölümü boynuna kolye gibi asmış İstanbul’u... Şehrin hikayesi bir zaman sonra onların hikâyesi olacak çünkü...


Edebiyatımızın en güçlü seslerinden olan İsmail Güzelsoy Gölge ile yazarlık serüveninde doruğa ulaşıyor... Aşk var bu romanda. Şefkat var. Ölümsüzlük peşinde gizemli bir cemiyet. Rüyaların dilini çözmeye çalışan insanlar.


Ve ölümün bile sona erdiremediği bir dostluk...

Kitabı okuyanlar 81 okur

  • Filiz Kurt
  • Funda Karaca
  • Çağatay Tuncer
  • Gullstn
  • B. Ermeydan
  • Bülent Cengiz
  • Seda Ediz
  • Gamze
  • Sanem AYDIN
  • İclâl

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.2 (13)
9
%39.5 (17)
8
%18.6 (8)
7
%9.3 (4)
6
%0
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0