·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Temmuz 2020 22:05 Yazar, okuduğu tarih kitabında fotoğrafı olan bir adamı 1976 Haziranında Paris’te metroda tesadüfen görür ve tanır. Yazar onu takip eder ve yardım etme bahanesiyle tanışır, dört gün müsait zamanının olduğunu söyleyen kahramanımızın hayat hikayesini dinleyerek not alır ve karşımıza, bu eserimiz çıkar. Yazarın kim olduğunu söylemiyor belkide kendisi Amin Maalouf’tur. Osmanlı son zamanlarında başlayıp İstanbul, Beyrut, Paris gibi değişik zaman ve mekanlarda geçen bir hayat öyküsünü anlatıyor.
Kitap aslında kahramanımız İsyan ile Clara’nın tanışmasıyla başlıyor. Kitabın neredeyse yarısında hiçbirşey yok ne tarihi adam akıllı esere yansıtmış ne de herhangi bir duygu işlenmiş, yarısını sadece okuyorsunuz. İsyan ve Clara tanışınca ise karşımıza acı bir aşk hikayesi çıkıyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Arap-İsrail savaşlarının başlaması ve savaş nedeniyle ayrı kalan iki aşığın hikayesini konu alıyor roman. Aslında Doğu Akdeniz’deki savaşın toplumsal etkilerinden bahsetmek istemiş yazar ancak o kadar yüzeysel olmuş ki savaşın yaşattığı o duyguyu hissedemedim. Sadece beni etkileyen noktalar ayrılık acısı, çaresizlik… Bunun haricinde tarih adına hiçbir şey katmıyor.