Kitap bilinmeyen bir ülkede adı bilinmeyen birinin kör olması ile başlıyor. Körlük salgın bir hastalık haline gelip kısa sürede tüm ülkeye yayılıyor ve bir kişi hariç herkes kör oluyor.İnsanların nasıl çirkinleştiğini, insanın doğasına yakışan tüm güzel ve ahlaki davranışların nasıl ayaklar altına alındığını göreceksiniz.
José Saramago bir konuşmasında 'Başka bir gezegene oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor.' diyor. İşte saramağo'nun bu anlamlı cümlesi aslında bizim zaten kör olduğumuzu gösteriyor. Körlük sadece görme yetisini kaybetmek degil insanın çevresindeki haksızlığa, adeletsizliğe, sömürüye, tecavüze , yoksulluğa gözlerini kapatarak bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığına bürünmesidir insanın.
Kitapta "Gören körlerden misiniz, görmeyen körlerden misiniz" cümlesi bugünü okadar güzel anlatıyor ki. Bütün insanlığın (büyük çoğunluk) gören körlerden olduğunu görüyoruz. Kitapta insafsız körlerin yaptıkları zorbalıkların benzerlerinin bugün gören gözler tarafından yapıldığına şahit oluyoruz ve insanların gözlerinin değil vicdanlarının körleştiğini anlıyoruz.Ve bu vicdan körlüğü de kitaptaki körlük gibi bulaşıcı.