"Hallac-ı Mansur felsefesine göre gerçek olan, var olan, tektir ve BİR'dir. Tek olan, gerçek olan ve Bir olan Tanrı'dır. Ancak insan bu Bir'in dışında değil içindedir. Bu yüzden Hallac-ı Mansur Tanrı ve İnsan'ı bir olarak ele alır. İnsanı O'nunla özdeşleştirir. Tamda bu sebepten dolayı ölümü gerçek bir başlangıç olarak kabul eder. Ölüm Allah'a ulaşmaktır, yani gerçek olana."
İşte bu felsefeye, kendine "Ene-l Hak" dedirten bu fikre, aklı ve kalbiyle varmıştır. Bu noktaya varmak için önce insan kendini tanımalıdır. O, inandığı bu düşünceyi anlamayan sığ denizlerde yüzen kitleleri aldırmamış ve bildiğini söylemiştir. Ve bu kendisini canından etmiştir.
Einstein inanç ve felsefi görüşleri konusunda Spinoza'dan etkilenmiştir, Spinoza da Hallac-ı Mansur'dan. Günümüzü yönlendiren isimlerle olan bu bağlantısı bence fazlasıyla dikkat çekicidir. Ayrıca, Panteizm-Panenteizm olarak literatürde yer edinen inançlar ile bağlantıları kuvvetlidir. Ondan etkilenen daha bir çok isim vardır.(Kant, Mevlana, Yunus Emre vb.)
Ben Hallac-ı Mansur'un görüşlerinden çok etkilenen birisi olarak kitabı sade ve bilgilendirici gördüm. Birkaç saat içinde bitebilecek güzel bir kitap.
Keyifli okumalar.