Her okuma, bir masal ormanında yol almak gibidir.Bu yolculukta rehberiniz çoğu zaman kendi yaşantı, deneyim ve bilgi zenginliğinizden yansıyan ışıktır.Her anlatı bir yolculuksa, okurun okuma serüveni de metne eklemlenen apayrı bir yolculuktur.
Italo Calvino’nun “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”sunu okuyunca, aklıma kızını ormanda bırakan, terk ettiğini anlamasın diye ağaca kabak asıp giden bir babanın anlatıldığı masal geldi. Rüzgâr estikçe kabak tık tık diye ses çıkardığı için küçük kız babasının ağaç kestiğini sanır; ama hava karardığında terk edildiğini anlar ve kabağa dönüp der ki: “Tık tık eden kabacık, beni yalnız bırakıp giden babacık!”
Calvino da bu masaldaki baba gibi, okuruna bir kitapçıdan kendi kitabını aldırır, odasında huzur içinde ilk sayfasını açtırır... Sonra âniden ışığı kapatır, okuru dallarda bir sürü değişik roman parçası asılı olan üstelik bunların çoğu eksik, hatalı veya sahtedir karanlık bir anlatı ormanının ortasında bırakıverir.Okur olarak yani hevesli yolcu, oysa düz bir çizgide akan, her şeyin belirgin olduğu, başı-sonu belli bir öykü okumayı bekliyordu.
Bu okuma süreci ya da okuma labirenti ve çok parçalı girift yapı, romanın sonunda kendine özgü tekinsiz, belirsiz ve silik bir bütünlüğe kavuşur. Calvino böylece asıl gücü anlatmak ve öykü üzerine öykü biriktirmek olan, belli bir dünya görüşü dayatmayan, “sadece bir bitkinin dallarının, yapraklarının birbirine sarınarak büyümesi gibi” gelişen yeni bir roman tarzı dener.İyi bir yazarın iyi bir okur olması olgusundan hareketle, Calvino’nun bir okur olarak da kendi deneyimlerini bütün zenginliğiyle bizlerle paylaşmış olduğunu görüyoruz.Bu romanın en önemli özelliklerinden biri okuru, yazarı ve öykünün kahramanını aynı kurgusal yapı içinde buluşturmak gibi deneysel bir özelliği de içermesidir.Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, doğrudan okura hitapla “sen” diye başlamaktadır. Bu “sen” hem metnin içindeki Okur’dur hem de metni okuyan okurdur. Aynı kurguda iki ayrı okurun sık sık buluşması hayli ilginçtir.
Postmodern romanın anlatım tekniğine uzak ve yabacı bir okuyucu iseniz eminim romandan çok sıkılıp hemen bırakmak isteyeceksiniz.Bunun farkında bir okuyucu iseniz sonunda size kalan: Okurun romana karıştığı, hatta yazarla söyleştiği, bir anlatı ormanında kaybolmasının ve çeşitli metinler arasında yaptığı okuma yolculuğunun hazzı!..