Puan vermedi·80 syf.····Okunma: 30 Temmuz 2020 15:37 77 sayfa, 1 saatte bitebilecek incelikte bir eser. Ama kitabın yazarı Stefan Zweig ve baş karakter Fatih Sultan Mehmet olunca biraz irdelemekte fayda var.
Kitapta göze çarpan ilk husus Zweig’ın en büyük hayali olan birleşik Avrupa fikri aralara serpiştirilmiş. Bu konu Zweig için temel bir hedefti. 2 dünya savaşı gören yazarın diğer eserlerinde de öne çıkan Avrupa’nın birleşmesi hayali, tarihsel geçmişe taşınarak İstanbul’un fethinde de işlenmiş.
..bu büyük bazilikanın ayakta kalabilmesi ise ancak Avrupalı Hristiyan dünyası birleşip de, doğudaki bu yıkılmak üzere olan kaleyi korursa mümkün olabilecektir. (shf. 17)
…bu iki kadim kilisenin barışmasını törenlerle kutlamak, bir yandan da Bizans’a saldırmak niyetinde olanların karşılarında birleşmiş bir Avrupa gücünü bulacaklarını ilan etmek için özel görevle denize açılır. (Shf 18)
….yıllar süren kanlı bir düşmanlıktan sonra, sonunda Avrupa’nın birleşmesi fikri de gerçekleşmiş gibi durmaktadır….sağduyuyla atılan bu barış düğümü, yobazların iradesiyle yeniden çözülür.. (shf.22)
…kendi içindeki anlaşmazlıklara teslim olan, basit kıskançlıklarla parçalanmış bu Avrupa kendi has kültürü içinde debelendiği tehlikenin büyüklüğünü idrak edemiyor olabilir miydi? (shf.51)
…tarih devamlı tekerrür eder. Avrupa kültürünü korumak için büyük güçlerin bir araya gelip birlikte hareket etmelerini gerekli kılan her durumda, Avrupa’daki prensler ve hükümetler kendi küçük kavgalarına ara verip birleşme dirayetini gösteremezler.. (shf. 52)
.. Daha öncesinde yaşadıkları fikir ayrılıkları ve din tartışmaları nedeniyle bir türlü bir araya gelemeyen insanlar, son saatlerinde kentin meydanlarında toplanmaya başlarlar. Çok yazık ki dünya tarihi boyunca insanlar, ancak tehlike artık çok bariz bir hale geldiğinde birleşmeyi akıl edebilirler. (shf. 63)
Yukarıdaki alıntılarda görüleceği üzere , Zweig kendi dönemi için savunduğu Avrupa’nın birleşmesi fikrini İstanbul’un fethi ve Bizans’a yardım gelmemesi konusuyla örneklendirmiş.
İkinci olarak değinmek istediğim husus: Yazarın kitapta Fatih Sultan Mehmet için kullandığı bazı ifadeler dikkatimi çekti.
…keskin zekalı olduğu kadar fiziken de güçlü olan şehzade….
…bu yeni padişahın askeri ve diplomatik olarak olağanüstü derecede yetenekli olduğunu….
…son derece iyi eğitimli ve sanata düşkün bir liderdir….
…durmadan çalışan atılgan bir asker ve acımasız bir diplomattı…
…kararlı ve yaratıcı…
…askeri deha…eşsiz bir deha….
Bu tanımlamalara tarafgir bir yaklaşımla gurur verici demenin ötesinde, Fatih Sultan Mehmet’in sanki fetih için en uygun isim olduğu izlenimi verdi. Elbette tarihte yerli ve yabancı pek çok isim pek çok büyük başarılara imza attı. Ancak Fatih’in bu özellikleri kitabın okuma seyri içerisinde sıklıkla vurgulanınca İstanbul’u biri fethedecekse, bu isimde gereken bütün özellikler var diyorsunuz. Hatta shf. 16.da ….latince asıllarından Sezar’ın hayatını ya da Roma’lıların yaşam öykülerini okuyabilen…kısmı dikkat çekici. Fatih Sultan Mehmet’in henüz 19 yaşında 6 dil bildiği, matematikten astronomiye, ateşli silah yapımından edebiyata geniş bir yelpazede üst seviye bilgi birikimi olan bir entelektüel olduğu herkesin malumu.
Homeros’un İlyada’sını Latincesinden okuduğu, troya’ya gidip Akhileus ve Hektor’un mezarlarını ziyaret ettiği söylenir. İtalya’nın Vergil’in Aenas destanıyla kendilerini Troya mirasçısı saydığı uluslararası siyaset arenasında Fatih Sultan Mehmet’in fetihle birlikte hem İtalyanların hem de Hektor’un intikamını aldım demesi hedefleri vizyonu çok geniş bir isim olduğunu net olarak ortaya koyuyor.
Kitapla ilgili son yorumum: fetihte kullanılan askeri unsur ve taktiklere kitapta övgüyle değinilmiş. O dönem için Bizans surlarının mevcut silah ekipmanları ile yıkılamayacağı herkesin hemfikir olduğu bir konu. Fatih’in macar asıllı Urbs’a döktürdüğü devasa toplar, bu topların Edirne’den Bizans sınırına kadar taşınması hadisesi kitapta çok güzel anlatılmış
….savaş tanrısı’nı andıran bu devasa metal canavarı gören şaşkın köylüler korku içinde diz çöküp ıstavroz çıkarırlar….
Bu topların taşınma hadisesinin zihinde canlandırması heyecan verici geldi. Tabii ki yüzlerce geminin Haliç körfezine indirilmesi meselesi. Konu kitapta savaş tarihinde ancak Hanibal ve Napolyon’da görülecek taktik hareketler olarak övülmüş.
Bir başka incelemede buluşmak ümidiyle …