Hayat Sidi, hayat!.. Allah insana ömrü biçerken yıl, ay, gün hesabıyla biçmiyor; hayır. Kader defterimizde ömrümüz şu kadar yıl, şu kadar ay, şu kadar gün diye yazılmıyor. Tek kalemde şu kadar nefes diye yazılıyor. Diyelim yüz milyar yüz bir nefes... Yüz milyar yüz birinci nefesi aldığında, zaman denilen kutsal emanet senin üzerinden çekiliyor, bedenin bir kalıp olurken sen zaman ötesi bir başka yere taşınmış oluyorsun.
Bu gerçek hepimiz için eşit olduktan sonra..
Elbette hepimiz için eşit, illa ki birileri altınların, birileri iyiliklerin sahibi olarak gidiyor gittiği yere. Filvaki insanda altın hırsı ile iyilik arzusu dengeli yaratılmıştır, yani kişioğlu madde ile mânâyı, müşahhas ile mücerredi eşit tuttuğu müddetçe insaniyetini korumaya devam ediyor. Bu dengeyi bozduğu vakit insanlığından çıkıyor ve mânâ lehine bozarsa melekliğe, madde lehine bozarsa iblisliğe meylediyor..
Bak çocuk, insan bedeni dört gemiye hükmeder. Mide gemisi, gönül gemisi, zihin gemisi ve ruh gemisi... Bunlardan yalnızca birincisi madde ile diğer üçü mana ile alakalıdır. İlahi denge insanın maddesini değil manasını önemsediği için böyle yaratılmışız. Şimdi insan zaman denizinde yüzerken bunlardan hangisini sancak gemisi yahut beylik gemi yapacağına, hangisinin dümen suyunda gideceğine karar vermelidir. Mide gemisini diğer üçünün arasında seyrettirdiğimizde yaratılışımızın gereği olan dengeyi bulmuş, insaniyetimizi korumuş oluruz. Aksi takdirde mana lehine sahip olduğumuz üç gemimizi, maddenin yönettiği tek gemiye uydurursak madde hırsı bizi iblisliğe sevk eder. Zaman denizinde gömül gemisini rehber edinenler bahtiyar bir ömür sürerler. Zihin gemisini rehber edinenler bilge ömürler sürer ve mutlu olurlar. Ruh gemisini rehber edinenler ise hem bu dünyada hem öte dünyada kazanmış olanlardır. Mide gemisini rehber edinenlere gelince, er veya geç diğer üç gemiyi parçalayarak kayalıklara sürükler veya şeytanın askerlerine teslim ederler. Sayfa:57-58