·208 syf.····Okunma: 23 Temmuz 2020 16:56 Oldukça etkilendiğim ve bir o kadar da korktuğum bir kitaptı. Korku kitabı değil ama okuduklarınızın gerçekleşebilme ihtimali sizi korkutabilir. Kitabın ismi oldukça ilgi çekici ama anlamı daha da ilgiyi ve merakı üzerine çekebilecek anlama sahip. Fahrenheıt 451 "kağıtların tutuştuğu ısı derecesi" şimdi daha da ilgi çekici bir hal aldı. Kağıtların tutuştuğu ısı derecesi ne işimize yarardı ki? Bu ne anlama geliyordu?
Kitap 1952 yılında yayınlanmış. Ama hikayeye konu olan yıl belirsiz.. ben bu kitabı 2020 yılında okudum. Belki 1952 yılında okumuş olsaydım yazılanlara asla ihtimal vermezdim. Ama 2020 yılında kitabın içeriğinde olan korkutucu şeylerin olabileceğine inanmaya başladım.
Yanmayan evler, mekanik tazılar, son sürat araçlar ve itfaiyeciler.. yanmayan evler varsa itfaiyeciler neden var ki? demiştim. Oysa kitabımızda itfaiyecilerin görevi bambaşka.. onlar milletin huzuru için gece gündüz demeden çalışıyorlar. Ne mi yapıyorlar? Ellerine geçen tüm kitapları yakıyorlar. Evet, itfaiyecilerin görevi kitap yakmak!
Sakın itfaiyecilere önyargılı davranıp onları kötü gözle görmeyin. Onlar vatanları için, insanlık için yapıyorlar bunu. İnsanlar şiir okuyup da canlarına kıymasınlar diye varlar.. roman okuyup hayal güçlerinin sınırlarını zorlamasınlar diye varlar.. yeni bilgilerle beyinlerini yormasınlar diye varlar.. kimse kafasına bir şey takmasın, hep gülüp eğlensinler diye varlar.. kötü bir durumda kimsenin huzuru kaçmasın, düzeni bozulmasın, umursamaz olsun diye varlar.. onlar vatanları için, ülkeleri ve insanlık için canlarını dişlerine takıp çalışan askerler..
Günümüzde karşılaştırdığım zaman kitapların zaten yavaş yavaş okumadığını farkettim. Korkutucu olan da bu zaten.. insanlar kitapların boş vakitlerde ele alınması gerektiğini düşünür oldu. Filmi varken neden kitabını okuyalım ki? Film 1-2 saatken kitaplar günlerimizi alıyor denilir oldu. Kitabın başlarındayken olayların olma olasılığının çok zor olduğunu düşünürken kitabı bitirdiğimde aslında günümüzde de böyle bir durumun yavaştan baş gösterdiğini farkettim ve yüreğime bir sıkıntı tohumu yerleştirdi.
Bu kitabı kesinlikle okunmakı ve bizi dertlendirmeli, düşündürmeli..