Puan vermedi·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ağustos 2020 21:53 “Elbette, o rahip Tanrı’dan gelen cezayı sevgiyle ve tevekkülle kabul etmesini öğütleyecekti. Ama gerçekten Tanrı’dan mı geliyordu o ceza? Eğer Tanrı adilse, içimizi görüyorsa o ceza daha çok insanlardandı... Tanrının aracıları mıydı insanlar? Cezanın ölçüsünü Tanrı’dan mı alıyorlardı?”(57)
1934 Nobel ödülünü alan Luigi Pirandello haksızlığa uğrayan ve toplumdan dışlanan bir kadını anlatıyor bu romanında.
Kitaptan bir alıntıyla başlamak istedim tanıtıma. Çünkü çok haklı bir isyan ve haklı bir sorgulama barındırıyor bu alıntı. Kitabın konusu arka kapakta var nasılsa? Oradan okunur. Ben kitabın bende yarattığı hisleri anlatmak istiyorum. Bu kitabı okumak kadınların toplumlardaki yerini üzüntüyle yeniden görmeyi, bu yerin hiçbir toplumda ya da zamanda değişmediğini hissedip hüzünlenmeyi beraberinde getirdi. Sadece hüzün değil elbette bu. İnsan ister istemez sorguluyor birçok şeyi. Bu haksızlıklara uğrayan neden hep kadın olmuştur ve olmaya devam etmektedir? Ahlak, namus denilen kavramlar neden sadece kadına yüklenmiştir? Ben sorulara kendimce cevaplar veriyorum aslında. Bu cevapların yarattığı sahtekarlığa da karşı çıkıyorum. Ben çekilmeyeceğim ortalıktan kadın olarak! Erkek bana doğru düzgün bakmayı ya da bakmamayı öğrenecek!