·736 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Ağustos 2020 09:31 14. yüzyılın İtalya'sında imparator ve papa arasında gerilim yükselmektedir. Bir manastırda toplanacak olan bu iki karşıt görüşlü insanlar için arabulucu olarak William seçilmiştir, yanında ise aynı zamanda kitabımızın anlatıcısı olan Adso vardır. Manastıra vardıkları zaman başrahip onlara onlara bir görev vermiştir: Gizemli bir şekilde ölen papazın ölümünü aydınlatmak. Manastırda kaldıkları 7 gün boyunca farklı cinayetler işlenmeye devam eder ve bir şekilde bu olaylar manastırın görkemli kütüphanesi olan Aedificium ve orada bulunan gizemli bir kitap ile bağlantılıdır. Ancak oradaki gizi aydınlatmak zordur çünkü kitaplığa erişim sağlayabilen sadece iki kişi vardır, kütüphaneci ve yardımcısı. Ayrıca kitaplık gizemli bir labirenttir. Gizler çözülebilecek mi? Katil bulunabilecek mi?
Wiiliam ve Adso ile birlikte siz de dedektif oluyorsunuz, onlarla birlikte adım adım delillerin peşinde koşuyorsunuz. Gerçekten okuduğum zaman zarfı boyunca aklımda 'Acaba katil kim?' sorusu vardı. Ancak bu kitap sadece polisiye bir kitap olmakla kalmıyor aynı zamanda felsefik bir altyapısı olan bir tarih kitabı da. Akıl ve din çatışmasını gözler önüne serdiği de doğrudur. Kitabın içerisinde Hristiyan mezheplerinin ayrımını görüyorsunuz. Bir taraf İsa'nın tamamen yoksul olduğunu söylüyor ve imparator desteğini alıyor, diğer taraf ise İsa'nın zengin olduğunu ve bu zenginliği gösterdiğini söylüyor ve papanın desteğini alıyor. Yani bir nevi güçler savaşı da denilebilir bu durum için. Başka bir görüş karşıtlığı ise İsa'nın gülüp gülmediği. Evet evet yanlış okumadınız , tartışma konusu gülmek! Bütün bunların yanı sıra kilisenin bilgiyi nasıl sadece kendilerine sakladıklarına da şahit oluyorsunuz. Kısacası kitapta aradığınızdan fazla şey bulacaksanız.
Benim kendime çıkardığım mesaj ise şu: Yüreğimizle inandığımız her şeye aklın ışığında bakmalıyız.