Türk Edebiyatı için hayati önem taşıyan dönemler vardır. Osmanlı'nın son dönemlerinde Avrupa'ya yönelen aydınların ve romancıların buradan tema, şekil ve akım ithal etmeleri bu anların başlangıcını teşkil eder. Devamında Tanzimat ve peşinden gelen Servet-i Fünun muharirlerinin kaleme aldıkları romanlar, gerçek anlamda Avrupa edebiyatına öykünmenin ilk dönemidir. Bu noktada Halit Ziya ve Mehmet Rauf başta olmak üzere başarılı romancılar görürüz. Fakat geri kalan edebiyat halesi maalesef Avrupa'nın romantik edebiyatının kötü takliti olan romanlar ortaya koymuşlardır. Milli mücadele döneminde saygın romancılar çıkmasına rağmen Halit Ziya'dan sonraki durak Ahmet Hamdi Tanpınar'dır. Elbette Kemal Tahir, Peyami Safa ve Sabahattin Ali'yi de buraya dahil etmek gerekir. Modernleşmenin miladı sayılan Oğuz Atay'ın Tutunamayanları'ndan sonra ise edebiyatımız tuhaf bir yol ayrımına girmiştir. Leyla Erbil ve Yusuf Atılgan gibi yazanlarla daha geleneksel bir metodu uygulayanlar arasında tanımlaması zor bir alan meydana gelmiştir. Fakat bence Türk romanının dünya romancılığıyla boy ölçüşebilecek raddeye gelmesi Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal ile gerçekleşmiştir. Buradan devam eden damarın üstünde de pekçok kıymetli isim var. Tüm bunların ardından söyleyeceğim şey 2000-2020 yılları arasında kalan dönem roman açısından kurak geçmiştir. Yeni nesil romancıların geçmiştekilere oranla özgün eserler ortaya koyamadıklarını görüyoruz. Büyük bir kuraklık ve özgün olamama problemi. Dostlarımla bu konuyu tartışırken içlerinden biri ama 'Kaan Murat Yanık' var, demişti. Yazarın ismini daha önce çok defa duymuş olmama rağmen, isminin edebi bilgisine çok güvendiğim bir akademisyen dostumun ağzından bir kez daha duyulması onu okumamın başlangıcı oldu. Önce birçok ödül alan ilk romanı Butimar'ı peşisıra da beni çok ama çok heyecanlandıran aynı zamanda içimi bir edebiyat delisi olarak umutla dolduran Uzakların Şarkısı'nı keşfetmiş oldum. Şimdi gönül rahatlığıyla diyebilirim ki bu roman, edebiyatımızdaki o kırılma noktalarından biridir. Zira 400 sayfa boyunca başınızı döndürecek, büyülü bir edebiyat şöleninin içinde kalıyorsunuz. Yazarın kurduğu dünya, bugüne kadar gördüklerime hiç benzemezken bir yandan da tıpatıp aynısı. Mükemmel bir romandı. Birbirinin aynısı, vasat romanlar okumaktan bezen kitapseverlere şiddet ve cellalle tavsiye ederim. Yazarın diğer romanı Dünyasızlar'ı da aynı heyecanla edindim. Yakında başlayacağım.