Puan vermedi·531 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Ağustos 2020 02:00 Bitmesin diye her bir cümlesini kafama kazıyarak 2 ayda bitirdiğim kitap.
İnceleme spoiler içerir!!
Hikayemiz Afrika'da başlıyor iki zıt kutup Kinyas ve Kayra'nın zihinsel ölüm yolculuğunda yolda yaşadıklarını ve seçtikleri yolu 3 bölümde inceliyor. Başta fazlasıyla yerin altında olan ama bir yandan okuyucuya hissettirmeden toprağı eşeleyen Kinyas'ın sözleriyle başlıyor. "Bak Kayra, biz herkes olduk. Kendimize en büyük acıları ve zevkleri tattırdık. Ve yeri öpmemize çok az kaldı. Başladığımız yere dönmeden, yani sermayemizde ve hafızamızda sadece ismimiz kalmadan yazacaksın." Diğer bir yanda ise kitabın ilk zamanlarında daha normal olmakla birlikte her yeni sayfada daha karanlık bir zihinle karşımıza çıkan bir Kayra. Cevabı ise şu" Tamam. Yazacağım. Ama bil ki kan kaybeder gibi kelime kaybettim. (...) " ve kitap iki farklı bilincin sırayla yaşadıklarını farklı pencerelerden yazması ile başlıyor. Kitabın ilk bölümü 'Kinyas, Kayra ve Hayat' kitabın ilk bölümünde iki dünyanın en karmaşık ruhunun daha da özgürleşmek ve illegalliğin en zirvesini yaşamak için ortak seçtikleri hayat anlatılıyor. Uyuşturucu, tecavüz, kaçakçılık, şiddet, adam öldürme. Bütün bunları yürüşe çıkar gibi yapan iki manyak. Bu iki adam her ne kadar iki zıt kutup olsada en büyük ortak yönleri ilk bölümde hissizlikleri. Eğer birşey hissedecekleri düşüncesi gelse akıllarına birbirlerini öldürebilecek kadar vahşi. Ve tabi ilk bölümün en çarpıcı karakteri Alp bir insanın yaşadığı bütün duyguları 3,4 sayfalık bir karakterle zihnimize kazıyor Hakan Günday. İkinci bölüm Kayra'nın yolu ile devam ediyor. Kayra aslında kinyasın ortaya attığı ve okuyucuya inandırdığı zihinsel ölüm yolculuğunu tamamlıyor ikinci bölümde. Her gün yazarak zihnini en gereksiz bilgilerden tut günlük hayatın işleyişinde kullandığımız her türlü metod ve sözcükten arındırıyor. Ve kitabın başında başlayan yolculuğunu tamamlıyor. 3. bölüm ise Kinyas'ın yolu aslında belki de hepimizi çok derinden etkileyen ruh Kinyas'ın Tolga olma macerasına yürüdüğü ve yerin altının ters yüz olduğu bölüm bana göre. Kinyas ruhsal bunalımdan çıkmanın yolunu onlarca ölü hayata karşı bir insanı yaşatmada bulur . Hiçbir yasaya uymayan hayatı karambole yaşayan belki Kinyas'ı simgeleyen vahşi, barbar, karmakarışık Afrika'dan medeniyetin bir kısmı yasalarla ve tonlarca kuralla her türlü kapitalist düzene ayak uydurmaya çalışan Türkiyeye alışma macerasını içeriyor. Ve kendi nazarımda okuyucuyu gerçek mutlu son zihinsel yolculuğa değil de sahte bir mutlu son medeniyete onlarca kurala yasalara devlete boyun eğmeye maruz bırakır. Ve sonunda gerçek, sıradan, hayata karışmış eski uykusuzluğunun aksine sabahları yataktan çıkamayan birine dönüşür. Yani insan olur. Kitap bir bütün olarak bütün acı gerçekleri cesurca günyüzüne çıkarmış. Ve Afrikanın en karambole yönünü her bölümde yüzümüze vurmuş.
Bana sorarsanız yolculuğa bir vahşi olarak başlarsam bir insan olarak mı bitiririm yoksa zihnimi mi öldürürüm? Zihnimi öldürürdüm insan olmak yerine.
21 yaşında kaçmak kim olursan ol ister İngiltere kraliçesinin çocuğu ister orta sınıf bir ailenin çocuğu ol kaçmak. Evet sorumuz bu neden kaçıyoruz. Kinyas ve Kayra sosyolojik felsefik ve psikolojik onlarca problemin çözümünü kaçmakta buluyor. Kaçıp insanın en kendi olduğu en vahşi ve hayvani yönlerini rahatça yaşadığı Afrikaya gidiyor. Çoğumuz cesur olabilseydik belki kaçardık biz de medeniyetin olmadığı bir yere deri renginin bile hürmet göreceği yer olan Afrikaya. Çok uzattım incelememi yazacak çok şey ama hiçbir şey var aslında. O yüzden bir alıntı ile bitiriyorum.
"Artık zamanı geldi. Artık acı zamanı. Şiddetin şiiri duyulmalı." Cash from chaos" günlerindeki gibi. Kargaşa başlamalı. İnsanlar ağlamalı. Dünya üstündekileri döndürecek kadar hızlı dönmeli. Perde aralanıp içeriye kanın soğuk kokusu yayılmalı. İftiralar, takipler, tahminler, tehditler, intikam yeminleri megafonlardan evlere sızdırılmalı(...)"