·488 syf.····Okunma: 30 Temmuz 2020 16:12 Herkese merhaba arkadaşlar.
Geçen ay okuyup bitirdiğim ama bir türlü nasıl yorumlayacağımı bilemediğim bir seri ile karşınızdayım.
Nil serisi. Ada, Ada Sırlar Çözülüyor ve Ada Yanıyor.
Fantastik ve bilimkurgu karışımı bir seri, aslında tam dişime göre. Ama bir şeyler eksikti.
Kitabı okurken her sayfa bana Lost ve Sineklerin Tanrısı’nı hatırlattı. Sanki biraz ondan biraz bundan derken toplama bir seri olmuş gibiydi.
Neyse konusuna değinecek olursam;
İlk olarak adaya gidebilen kişilerin sadece gençler olduğunu belirtmek isterim.
1.Kitap Charley isimli karakterin tam süpermarkete girerken bayılıp gözlerini açtığında çırılçıplak ve bir adada olduğunu fark etmesi ile başlıyor. Buraya nasıl geldi sorusu kafasında her zaman dururken hayatta kalma telaşına düşüyor ve günler tek başına geçiyor, ta ki adada yaşayan diğer çocuklarla karşılaşana kadar. Ve o zaman adanın kurallarını da öğreniyor; tam öğle saatinde açılan kapılardan geçmeyi başarırsa evine dönecek ve tam olarak bunun için 365 günü var. Eğer başaramazsa eti, kemiği ve ruhu adaya karışacak.
Geri sayım başlamasıyla adanın oyunları da başlıyor, karşılarına vahşi hayvanlar çıkartıyor, dostu düşman ediyor ve tabi ki işleri daha da karıştırmak için ortama aşk ekiyor.
İkinci kitapta ise Skye isimli genç kızın babasının bu adaya olan takıntısından dolayı yıkılan ailesini görüyoruz. Babasına inanmıyor ama son bir şans veriyor. Ve çıktıkları yolculuğun sonunda bir şekilde kendisini adada buluyor.
Son kitapta ise adadan kurtulanlar rüyalarında ve kafalarında hep adayı duydukları için adanın etkisine giriyorlar ve kendilerini tekrar o cehennemde buluyorlar. Ve bu sefer komple bu düzeni bozmadan dönmeye niyetleri yok.
Bana göre her kitap bittiğinde olaylar da bitmişti. Sanki yazar hadi devam edeyim hadi biraz daha devam edeyim diyerek zorlama yazmış. Bence filmi çekilse belki o kitapta verilemeyen duygu ve heyecan verilir düşüncesi. O yüzden kitabı çok tavsiye etmiyorum açıkçası.
Herkese iyi günler dilerim.