Dünya Devrim Şarkıları albümündeki Che Guevara şarkısıyla başladığım ve Bolivya'nın Churo koyaklarında sona erecek hikayenin finalini tabii ki Nathalie Cardone'nin Hasta Siempre'si eşliğinde bitirdiğim Paco Ignacio Taibo II kitabı bir biyografiden beklenen her şeye sahip.
Biyografisinin çıkarıldığı Che tüm nitelemelerden evvel ikonik bir insan ve kitapta da sık sık belirtildiği gibi İsa'nın ateist bir versiyonu gibi saygı görüyor ve hatta kiliselerde bile resmediliyor. 1957 yılında başladığı devrimci macerasını önce Küba kazanımıyla dağlarda ve mağaralarda başlatan Ernesto "Che"Guevara ardından Küba sanayisine bakan olup savaşını tarlalarda, traktörler üzerinde ya da fabrikalarda makinelerde sürdürüyor. Kongo'da ümitsiz Afrika devrimini kurmaya çabalamanın beyhudeliğini görüp çabuk vazgeçse de savaşı, kendisinin anavatanı saydığı Latin Amerika'da bir başka durakta Bolivya'da tekrarlıyor. Ama bu kez zafer yerine 11 aylık çilelerle ve ölümden sonrasının devrimci dirilişiyle.
Astım hastalığının nefes alış verişini sürekli sekteye uğrattığı ikon, hiçbir devrimci macerada astıma yenilmemiş. Bir bakanken yan gelip yatma seçeneğini elinin tersiyle itebilen ender insanlardan biri olup işçilerin müreffeh bir Küba için daha fazla üretmesine bizzat katkıda bulunmuş, aleni yakışıklılığı ve karizması sayesinde her durakta bir evlilik yapsa da devrimle olan nişanı bu kadınlardan her zaman önde olmuş ve her devrimci gibi yaralı, naçar, zavallı bir halde elleri bağlı, bacağı yaralı vücuduyla sayısız omzu kalabalığı korkutabilmiş. Che, büyük bir fikir adamı olmayı sahada yaptıklarıyla paralel götürmeye çalışsa da saha baskın gelmiş ve Sakallı'nın aksine fikirlerinden değil örgütçülüğünden dolayı hedef olmuş. Gençliğinde -ki zaten hep gençti- Kolombiya'da bir futbol takımının kaleci ve antrenörlüğünü yapmak, doktor(cu)luk, işçilik gibi meslekler denese de yapıp yapabileceği tek meslek olan devrimde karar kılmış. Bir 20. yüzyıl ikonu olarak bugün tişörtleri, anahtarlıkları, pulları, tabelaları ve paraya çevrilebilecek bütün ıvır zıvırları yüzüyle süsleyerek bir kapitalist meta haline getirilse de Che bu dünyaya devrimin imkansız olmadığı fikrini kanıtlamak için gelmiş ve gitmiş.
Bütün bu saydıklarım, yazarın bize sunduklarının kırıntı değerinde özeti. Alfa Yayınları, yıllar önce aynı gruptan Everest markasıyla çıkan kitabı ciltli ve ciltsiz baskısıyla okurlara yeniden sundu. Harikulade bir baskı kalitesine sahip ciltli versiyon bana da birkaç gündür yoldaş oldu. Her ne kadar başka kitaplar okuyarak da desteklenebilecekse de bu kitap icabında Che hakkında okunması gereken tek kitap olarak da rahatlıkla değerlendirilebilir.
Bu kitabı bana hediye eden Ali Çavuşoğlu dostuma da yeniden teşekkür ederim. Fidel'in Che'yi sevdiği kadar severim kendisini.