·172 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ağustos 2020 13:48 Öyle bir kitap düşünün ki, okurken edebi niteliğiyle sizi etkisinde bırakırken bir yandan da bir geç kalınmışlık peyda etsin, daha önce bu satırlarla buluşamamanın eksikliğini hissederken erteleme davranışının çok doğru planlanması gerektiğini göstersin.
Türk edebiyatının en önemli ustalarından biri olan Sabahattin Ali'nin kalemiyle ilk defa olarak buluştuğum bir kitaptı Kürk mantolu Madonna, ancak içimizdeki şeytan, yeni dünya, sırça köşk, Kuyucaklı Yusuf gibi önemli eserlerini yazarın muhayyliesini daha iyi anlamak, naifliğiyle birleştirdiği yetkin kalemiyle tekrar buluşmak için en kısa zamanda okuyacağım.
Eser, bir bankadaki işinden henüz çıkartılmış olan birinin tanışıklığı olan bir adam sayesinde çalışmaya başladığı işyerinde çalıştığı odayı, önemli evrakları Türkçe'ye tercüme eden romanın iki önemli kahramanından biri olan mütercim Raif Efendi ile paylaşır. Bu adamda bir hususilik fark eder. Onunla konuşmaya çalışsa da, pek bir yakınlık bulamaz ki Raif Efendi'nin eşi, çocukları dahil olmak üzere böyle bir tutumu vardır. Tek başına bir insandır, olması gerekenden bir hayli az konuşur, neredeyse herhangi bir eylem göstermemesine rağmen büyük bir çığlık Raif Efendi'nin kalbinde gömülüdür ve o çığlığı hiçbir zaman kitabımızın anlatıcısı hariç kimse duyamayacaktır. Raif Efendi'ye kim ne derse desin, hatta kendinden yaşça küçük olanlar dahi azarlayıp bağırıp çağırabiliyor, herkes onu alaya alıyor, sanki onu tabii olarak yok sayıyor işin garibi sanki öyle olması gerekiyormuş gibisinden acısı onu lüzumsuz bir mahluk gibi görüyorlardır. Ne yazıktır daha sonradan okuyacağımız gibi kendi dahi kendini lüzumsuz olarak tabir etmektedir. Şöyle bir durum var ki; bir insan hayatını kendisine güvenilmeyen ve kimseye güvenmeyen biri olarak geçirmişse, yalınız biri olmuşsa hangi rolde olursa olsun bir insan onun hayatına dahil olduğunda hayatını o kişiye adayabilir. İşte Raif Efendi'nin yapısını, düşüncelerini ve romanın diğer baş kişisi olan Maria Puder yani kürk mantolu Madonna'ya kendini adayışını buna bağlayabiliriz.
Yine de Raif Efendi'ye karşı duyduğu bir hissiyattan ötürü onun evine gidip gelmeye başlar, yine bir gün Raif Efendi hayatını kaybedeceği bir hastalığa yakalandıktan sonra kara kaplı bir defteri ondan alır ve okumaya başlar. İşte biz okurlar da bu defterin içeriğini okumaktayız, iyi ki de okumaktayız. Ve bu defter Raif Efendi'nin sabunculuk işini öğrenmek için gittiği Almanya'da, Maria Puder ile tanışması, varsaydıkları arkadaşlıkları, aşkları ancak yaşanan birtakım hadiselerden sonra tekrar buluşmak üzere ayrılmalarının ardından hazin bir kopuştan sonra Raif Efendi de oluşan çarpık bir mantık hatasıyla tüm insanlara karşı hatta kendine karşı bir içine kapanıklık "o bana böyle yaptıysa herkes yapar" düşüncesiyle insanlardan filli ve mental olarak ayrı bir tavırdadır. İşte eserde en çok beğendiğim yönelerden biri mükemmel bir " kişi portresi" oluşturulmasıydı.
Maria Puder namı diğer kürk mantolu Madonna ile ilgili kitabımı okuduktan sonra bende bazı şeyler uyandı. Büyük Rus yazar Dostoyevski'yi hepimiz biliyoruz ve Dostoyevski'nin kitaplarında çok önemli kadın karakterleri vardır. Belki de en unutulmazları Nastasya Flipovna, Gruşenka idi. Ve bu karakterlerin ortak özellikleri feminist, erkeklere karşı bir alay, güvensizlik, kendi ayakları üzerinde durarak erkeklere muhtaç olmayı kattiyetle reddeden, hoppa diye tabir edebileceğim noktada buluşmaktadır. İşte Maria Puder de bende bu fikri uyandırdı. Sizler de karakterler üzerinde düşünüp kendinizce tahlil yapacak olursanız fark edeceksinizdir diye düşünüyorum.
Kitap ciddiyetle gerçekten okunmalı, bizim büyük milli değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü böyle önemli yapıtlar bizim asıl hüviyetimizi yansıtıyor ve temel inşamızı oluşturuyor bunlara mukavemet duyalım ki sağlam katlar çıkabilelim.
Eğer Sinop'a geleceksiniz mutlaka tarihi cezaevini ziyaret edin. Orda Sabahattin Ali'nin yattığı koğuşu görebilirsiniz.
Sağlıkla kalın kitapla kalın. ~Aldırma Gönül~