Hüzünlü bir hikaye ama içinde çıkarılacak çok ders var. Anne, çocuğumu dışarıdaki tehlikelerden koruyayım derken üzerinde baskı oluşturuyor. Hayata, kötülüklere karşı savunması gelişmiyor dolayısıyla ileride ebeveynleri olmadan kötülüklerle başa çıkamaz hale geliyor, savunmasız kalıyor. Bir başka ders ise herkes çok iyi hatta fazla iyiler ama her yer kötülük dolu. Sonunda o kötülükleri yapanlar güvendiğin, iyi dediğin kişiler çıkıyor. Acımız bizim içimizde; acımıza sebep olmayan, suçsuz bize yardımcı olmak isteyen dostlarımızı kırmamamız gerekiyor. Herkes acısını farklı yaşar, gösteremez; bizim acımız olsa da hayat devam ediyor, başkalarını bu yüzden suçlayamayız.
Büyük şehir kötülüklerle dolu deniliyor; doğrudur. Ama kötülük sadece büyük ve kalabalık yerler ile mi sınırlı? Küçük yerlerde hiç mi kötülük yok? Şehrin ne kabahati var? Kötülük insanın içinde o yüzden yer fark etmiyor.
Hiç bir çocuğun kaybolmaması, ebeveynlerinden kopmaması dileğiyle