Bu biraz incelemeden çok karşılaştırma gibi olacak ama karşılaştırmadan edemiyorum çünkü Orwell'ın "1984"ünü Fahrenheit 451' den önce okumuştum ve doğal olarak okurken Montag karekterini Winston ile özdeşleştirmiştim. İki kitabında iyi bir distopya, bilimkurgu kitabı olması ve aynı amaçla -şimdiki zamandan esinlenerek otoritelerin bir sonraki adımının ne olabileceği konusunda insanları uyarma- yazılması ve iki baş kahramanın da başta o sisteme uygun olarak hiç sorgulamadan yaptıkları mesleklerin aslında kendi ideolojilerine ne kadar zıt olduğunu anlamalarıyla yani aslında uyanmaları ve birşeylerin farkına varmaları ve o uyanış sonrasında kapıldıkları duygunun onları canları pahasına da olsa mesleklerine aykırı şeyler yapmaya, birşeyleri değiştirmeye çalışmaya itmesi ve bunun bedelini ödemeleri iki kitabın baş karekterlerini bağdaştırmama sebep oldu. Fahrenheit 451 tabiki 1984'e göre çok daha iyimser diyebiliriz. İki kitapta da otoritelerin amacı farklı olsada eylemleri aynı bilgiyi yok etmek. Ve bu iki kitapta da çocuklar eski saflığında değildir. Evet iki seçenek vardır ya hiçbir şeyi umursamadan hiçbirşeyin farkında olmadan mutlu olmak ya da her şeyin farkında olup bilinçlenip sürü piskolojisiyle hareket etmeyen mutsuz bir insan olmak. Winston ve Montag ikinci seçeneği seçen nadir insanlardandı zaten farkında olduğun zaman mutluluk ortadan kalkar. Winston ve montagın yanına cesur yeni dünya'daki John' u da ekliyelim.
Mutluysan farkında değilsindir. Bir şeylerin farkında olmak illaki bir gruba mensup olduğun anlamına gelmez insanlar en çok bundan çekindikleri için farkında oldukları şeyleri bile söylemez yada öyle olmadığına kendilerini inandırırlar. Ya da kendilerinden farklı düşünen inanlara hep bir etiket yapıştırırlar "Gruplara ait olmaktan hep korkmuşumdur. Demokrat, cumhuriyetçi, komünist, faşist veya..." Aslında anladığım şey şuydu bir şeyler anlatmak, farkındalık yaratmak için herhangi bir ideolojinin en önde bayrak sallayanları olmak hep kendimizi ateşe atıp kendimize zarar vermekten başka birşeye yaramazdı anlatabilmek için yaşamalı düşünceleri yaşatmalıydık bunun yoluda edebiyattı sanattı.