·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Ağustos 2020 23:04 Merhaba dostlar. Cilt 2 kaldığımız yerden yani dokuzuncu bölümden devam ediyor. Macellan öncesi Orta Amerika’da İspanyol Maceracılarını ve neler yapmaya çabaladıklarını ve aslında verilen sınıf mücadelesini okuyoruz. 100 sayfadan fazla bir bölüm olduğunu da belirtmek isterim. Amerigo Vespucci (en tanınan), Fernand Cortes (Meksika Fatihi), Francois Pizarre bu bölümde en çok konuşulan kişiler.
İkinci ve asıl ilgimi çeken bölümse İlk Devrialem Seyahati başlığıyla yayımlanmış olup Magellan’ı konu alıyoruz. Önceki yorumda da bahsettiğim gibi Portekizlilerin yaptıklarından yılmış ve İspanya vatandaşlığına geçerek kendisine yeni bir yol açmış, ayrıca bütün dünyayı dolaşan ilk insan olarak da kayıtlara geçmiştir. Neden hayranlık beslemeyelim? Adam 1520’de tüm dünyayı dolaşıyor, biz 2020’de bunu istesek bile yapamıyoruz. Ne kadar acı. Aradan 500 yıl geçmiş ve geride kalmışız, çok acı...
On Birinci bölüm Kutup Seferleri ve Kuzey Batı Geçidi Araştırması başlığıyla yayımlanmış olup burada Kızıl Erik lakabıyla bilinen Kuzey Amerika’ya ayak basan Vikingliyi ve John Cabot’u görüyoruz ki, bu insanlar da döneminin oldukça meraklı ve araştırmacı isimleri. Yine ayrıca Kuzey Amerika demişken, buranın kaşifi Giovanni de Verrazzano adlı Atlantik kıyılarını da keşfeden bu gezginden bahsetmemek de olmazdı.
Sonra kitap bir anda basım hatası mı yoksa böyle mi yazılmış karar veremediğim bir şekilde Dördüncü Bölüm başlığıyla yayımlanıyor. Bu bölümde de yapılan Macera Seyahatleri ve Korsanlık üzerine değiniliyor. Bu bölümde özellikle 4 isim üzerinde duruluyor ki bunlar dünyanın çevresini ilk kez dolaşan kaptan ve korsan Francis Drake, Walter Releigh, Olivier van Noort ve keşif yolunda ölenler listesine son olarak Tomas Cavendish dahil olarak bu bölüm de nihayete eriyor.
Kaldığımız yerden kitaba sadık kalarak ilerleyelim. Beşinci bölümde Misyonerler ve Kolonlar – Tacirler ve Turistler başlığı altında şöyle bir on yedinci yüzyıl genel hatlarıyla anlatılırken, keşfedilmiş bölgelere yeniden gidişler ve tabiri caizse bir gözden geçirmeye tanık oluyoruz. Altın konusuna gene değiniliyor ki bu ne hırs be kardeşim. Uğruna gerçekten ölünecek ne var ki? Afrika üzerinde özellikle Portekizliler ve onunla beraber biraz da İtalyanların sömürüleri, Madagaskar, Hindistan, Çin ve Japonlar da bu bölümde incelenen konular olarak göze çarpıyor. Bunun yanında Baharat denince akla gelen Hollandalılar olmazsa olur mu? Hollanda’nın yüzü hiç gülür mü?
Altıncı bölümde Büyük Korsanlık başlığı altında aslında on yedinci yüzyılın denizler kralı Guillaume Dampier’i işliyoruz ki kendisine boşuna denizlerin kralı denmiyor arkadaşlar. Avustralya kaşifliği bir yana dünyanın çevresini tam 3 kez dolaşmış bir gemiciden bahsediyoruz. 3 kere. Hadi gelin de hayran kalmayın şimdi!
Ayrıca yine bu bölümde haritacılık alanında son gelişmeler ve enlem derecesinin ölçümü var ki o dönem için bu 1960larda uzaya çıkmakla eşdeğer. Şimdi nasıl uzayı merak edip keşfetmek için halen çaba harcıyorsak, bu insanlarda yaşadıkları dünyayı görmek hem de gezmek amacıyla yanıyorlardı ve tüm hayatlarını bu işe adamışlardı. Yani şimdi önemsiz görülen ne varsa aslında o dönem için büyük bir buluştu ve okurken de bu gözle bakmak lazım. Yoksa “aaaa gemi yapmışlar, aman yakıtla çalışıyormuş, deniz feneri icat etmişler” gibi hakaretvari yorumlar oldukça alçaltıcı olup hiçbirimize yakışmaz dostlarım.
Böylelikle 2 ciltlik harika bir eseri geride bıraktık. Gerçekten çok keyifliydi ve ben okurken çoğu yerde etkilendim. Aksini söylemek yalan olur. Sizlerin de gerçekten beğeneceğini inanıyor, keyifli okumalar diliyorum. Esen kalın efendim..