·212 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ağustos 2020 18:33 Nereden zihnime gelip oturduysa kişisel gelişim veya bir zamanlar meşhur olan NPL tarzını çağrıştıracak kitaplara karşı bir önyargım var aslında. Kolay kolay bu tarz kitaplar okumuyorum. Mehmet Murat’ın bir şekilde okumaya başladığım kitabı ise birçok konuda iyi geldi bana. Bazı sorunlarıma çözüm olabilecek bölümler okudum kitapta.
Kitabın adı, üst ve alt başlıklar ve kapağa çıkan cümlelerle bildik kişisel gelişim kitaplarından farkı yok. Belki de bu tarza karşı önyargımı tekrar gözden geçirmem gerekiyordur, o da olabilir.
Yazar kitap boyunca okuduğu kitapları, izlediği sinema filmleri ve dizileri referans veriyor. Bazılarının altını çizdim, belki bir ara okurum, izlerim diye. Az da olsa anılarına ve kendi deneyimlerine yer veriyor ki bu kısımlar çok iyi, keşke daha fazla yer verseydi. İşin içine kendini kattığı zaman anlatım seminer havasından, sohbet havasına geçiyor ve daha hoş oluyor. Testlerin çoğunu uyguladım. Alıştırma ve pratikleri ise sadece okudum elbette. Sanırım bir grup çalışması halinde belli bir süreçte bu alıştırmalar yapılabilir. Bir kişinin tek başına uygulaması zor gibi.
Hoşuma giden, bazı sorunlarıma çözüm olabileceğini düşündüğüm bölümlere gelince.
"Vahşi Doğada Sevgi ve Empati" bölümü hem bir bakış açısı geliştirmek hem referans verdiği belgeseller açısından dikkat çekici.
"Nuh’un Gemisi ve Cennete Dönüş" bölümünü çok beğendim. Özellikle “kanıksanan mucize ve büyük nimet” vurgusu ufuk açıcı.
“Almak, Vermek, Aldanmak” bölümünde kendimden bir şeyler buldum. Yıllarca kendimi mutsuz ve başarısız verici olarak gördüm bu bölümdeki tanımlamasıyla. Belki biraz çalışarak bunu iyiye döndürebilir miyim diye düşündüm. Artık çok zor elbette, üstünden çok şey geçmiş. Yine de en azından tanımlamak, deneyim kazanmak iyi denebilir belki.
Şükür ve şükran kavramlarına daha geniş bir perspektiften bakabileceğimi öğrendim. Bu bakış iyi.
En çok istifade ettiğim kısım ise “affederek iyileşmek” üst başlığı altındaki bölümler oldu. Aslında uzun zamandır kafa yorduğum bir bölümdü. Özellikle bir ay kadar önce okuduğum “Suç ve Kefaretin Ötesinde” kitabı ve o kitabın “Hınç” başlıklı bölümü bu konuda daha çok düşünmeme neden olmuştu.
Mehmet Murat’ın kitabını okurken affetmenin affedilenle değil, affedenle ilgili bir iyileşme çalışması olduğunu bir daha anladım. Bunları ucundan kıyısından kendim de düşünüyordum ama belli bir çerçeveye oturtamıyordum. Pratikte bununla ilgili uygulama olarak da affetmek ve barışmak kavramlarının ayrılması çok önemli. Bunu düşünmemiştim hiç. Üzerine düşündükçe çok mantıklı ve sağlam bir argüman olduğunu gördüm.
Teşekkürler Mehmet Murat, serinin devamını merakla bekliyorum.
Not: Alıntı yapılan ayetlerde “barışçı-geliştirici işler” şeklinde koyu yazılan kavramın özgün haline baktım, “amel-i salih”. Meallerde çoğu zaman olduğu gibi verilmiş, bazılarında hayırlı ve güzel iş olarak, güzel ve yararlı davranış olarak verilmiş. Doğru, makbul faydalı gibi çeviriler yanında, Yaşar Nuri Hoca hayra ve barışa yönelik iş olarak çevirmiş. Salih sözcüğünün sulh ve ıslahla akrabalığı göz önüne alınırsa bu kitapta verilen çeviri de iyi.