İtfaiyecilerin görevi artık yangınları söndürmek değil başlatmak. Hem de kitapları yok etmek için! Her ne kadar iç açıcı olmasa da bayağı ilgi çekici bence. Kahramanımız, sayılı insanlar harici geriye kalan her birey gibi içinde bulunduğu sistemi, yaptığı işi asla sorgulamayan; gerçek anlamda boyun eğen bir itfaiyeci. Hani sayılı insanlar harici dedim ya, onların bu hikayedeki rollerini çoktan anlamışsınızdır. Tıpkı bu sayılı insanlar gibi kitaptaki karakter sayısı da oldukça az. Ancak bu bir eksik değil aksine dünyaları tamamen aynı insanların birbirinden ne kadar farklı olabileceğini kanıtlamak istercesine, her bir karakterin hayattan beklentileri ve duruşu çok net. Anlayacağınız yazar düşüncelerini ifade etmek için öyle çok da büyük şeylere ihtiyaç duymamış. Bu nedenle kitap gereksiz tüm ayrıntılardan uzak. Kitapla ilgili değinmek istediğim başka bir konu var ki, o da kitabın Neil Gaiman tarafından yazılmış ön sözü. Bugüne kadar okuduğum en güzel ön sözdü desem abartmış olmam bence. Neil Gaiman ön sözünde bize, Fahrenheit 451'in birnevi doğuş hikayesinden, kıvılcımlarından bahsediyor. Bununla da yetinmeyip kitapla ilgili birbirinden güzel düşüncelerine, hissiyatlarına yer veriyor. Hal böyle olunca da siz kitaba öncekinden çok daha büyük bir istekle başlıyorsunuz ve öyle pek de fazla ilerlemeye ihtiyaç duymadan ne kadar doğru bir karar verdiğinizin farkına varıyorsunuz. Yazar dönemini oldukça akılcı ve gerçekçi bir şekilde tüm yönleriyle, tebrik edilmeyi sonuna kadar hak eden bir tavırla eleştirirken; sakin ve akıcı bir dil kullanıyor. Böylece yazar hem dili hem düşünceleri hem de bu ikisini bir araya getirebilme becerisiyle önümüze harika bir kitap sunmuş oluyor. Anlayacağınız sözü daha fazla uzatmaya gerek yok. Şiddetle tavsiye edilir!