Tarihi sıkıcı bulanların ön yargılarını kırmak için okuması gereken bir kitap.
Kitabın sonlarına doğru her güzel şeyin bir sonu olduğunu görüyorsun ve asıl olanın ölüm olduğunu...
Tüm sevmeler, baki kalacağını zannettiğin güzellik, yaşadığın hayat,arzuların, hevesin, aldığın nefesin dahi geçici olduğunu kitap bittiğinde daha iyi anlıyorsun.
Şah, Sultan ve Taçlı ve diğerleri...
Eşsiz bir güzellik, dillere destan bir güzellik lakin kimseye yar olamadan ölen bir güzellik.
İki onurlu ve gururlu şahsiyetin o güzelliğe erişememeleri...
Aşk dünyadaki tüm güzellikleri bir yana sevgiliyi bir yana koymaktır.
Gönlü birçok kişiyi sevmiş lakin hiçbirine varamamış Taçlı bu aşkı gerçekten hak ediyor muydu?
Şah, Sultan, Ömer, Cafer, Kambercan Taçlı'ya niçin aşık olmuşlardı?
Acaba Allah bu kadar gönle Taçlı aşkını kendisine erişilmesi için basamak mı kılmıştı?
Taçlı gibi bir güzellik bu kadar insanın gönlüne Allah'a erişilmesi için mi yerleştirilmişti?
Normal bir insan olan kadın güzelliği niçin bu derece dillere destan olurdu?
Aşıklar sevgili de insanüstü ne görüyorlardı?
Yoksa aşk insanüstü müydü?
Şüphesiz ki insanın insana olan aşkı elem ve kederden başka şey getirmezken, kulun Allah'a, Rabbine olan aşkı insanı nasıl derece derece yükseltebiliyordu?
İnsanın insana aşkı yakıp kül ederken insanın Rabbine duyduğu aşk yaksa da kül etmez olgunlaştırır.
Şah İsmail kül oldu, Selim ise olgunlaşmakta gibiydi...
Keyifli okumalar dilerim